REHBERLİK SERVİSİ Okulumuza Rehber Öğretmen ve Psikolojik Danışman olarak bu yıl atanan FATMA ZEHRA ÖZDEMİR, 1964 Bafra/ Samsun ‘ da doğdu. 1988 yılında Hacettepe Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Bölümünü bitirdi. 1993 yılında Mamak Metehan İ.Ö.O. da Alt Özel Sınıf (Özel Eğitim sınıfı) öğretmeni olarak altı ay görev yaptıktan sonra sırasıyla Batıkent Kent Koop İ.Ö.O, 100. Yıl Kız Meslek Lisesi, Çankaya Alpaslan İ.Ö.O, Çankaya Ülkü Akın İ.Ö.Okullarında rehber öğretmen – psikolojik danışman olarak görev yaptıktan sonra bu yıl (2011) okulumuzda görevine devam etmektedir.
Okulumuzdaki Rehberlik Çalışmaları :
Uyum haftasından itibaren uyum sürecinde zorlanan çocuklarımıza ve velilerine destek verilmekte ve rehberlik yapılmaktadır. Bu destek tüm çocukların okula uyumunun gerçekleşmesine kadar devam edecektir
Çocuklarla ilgili evde ve okulda yaşanan problemlerin çözümünde , velilerin çocuklarla ilgili pek çok konuda bilgilendirilmesinde rehberlik ve danışmanlık hizmetleri yıl boyunca devam edecektir. Okulumuzun web sitesindeki rehberlik bölümünde yayınladığımız çeşitli uzmanların yazılarını takip ederek sorularınıza ve sorunlarınıza cevap bulabileceksiniz. Her ay bir konu ele alınarak o konu ile ilgili uzman görüşlerinden yararlanabileceksiniz.
Sitemizin Rehberlik bölümünü mümükün olduğunca çok tıklayarak, yayınlanmış bilgilerden yararlanıp önerileri uygulayarak çocuklarınızla daha sağlıklı ilişkiler geliştirmenizi, problemleri uzman desteği almadan daha kolay çözümlemenizi diliyoruz.
Rehberlik bölümünden çalışmalarımızı takip edebilirsiniz.
5 Sevgi Dili
Chapman, çocuklar (2006), gençler (2003 ) ve sevgililer veya evliler (2005) için 5 sevgi dilini kullanmayı önermektedir. Aynı zamanda öğretmenler de öğrencilerinin sevgi ihtiyaçlarını karşılamak ve disiplin kurallarını yerleştirmek için 5 sevgi dilini kullanabilirler.
Anne babalar çocuklarını çok seviyorlar. Ama çocuklar, özellikle de gençler bu sevgiyi hissetmiyor, yapayalnız olduklarını düşünüyorlar. Burada bir terslik var gibi görünüyor. Aslında konuşma dili gibi sevgi dili vardır. Sevdiklerimizin, çocuklarımızın sevgi dilini bilip o dili konuşmazsak anlaşılmadıklarını, sevilmediklerini sanırlar ve zamanla aramızdaki sevgi bitebilir.
Sevgi dilini iki amaç için kullanırız.
1- Çocuğumuz, yakınlarımız veya öğrencilerimizin sevgi depolarını doldurarak risklerden korumak ve sağlıklı gelişimlerini sağlamak için,
2- Çocuğumuzun davranışlarını şekillendirmek ve değiştirmek için.
1. Sevgi dili: Onay sözleri. Genellikle kadınların sevgi dilidir. Neler olabilir?
İltifatlar: tarzına bayılıyorum, … sana çok yakışıyor, gülümsemek sana çok yakışıyor…
Cesaret sözleri: sen bu işin altından kalkabilirsin, …
Ricalar: lütfen, rica etsem….
Sevgi sözleri: seni seviyorum,…eğer bir çocuk seçebilmiş olsaydım yine seni seçerdim,… Seninle olmaktan zevk alıyorum,…öğretmeniniz olmaktan çok memnunum…
Onay sözleri gencin 1. sevgi dili olmasa da bu dönemde güzel sözlere çok ihtiyaçları vardır.
Davranışa şekil vermek için bir başarı, bir davranış övülmeli. Belirsiz övgü olmamalı. Ör. “Odanı temizlemene çok sevindim” yerine halıdaki lekeyi nasıl çıkardın, harikasın”, “Çok zekisin, çalışkansın” yerine “bu soruyu ancak bir bilim adamı adayı sorabilir, bu sınavdaki performansından çok memnunum” sözü söylenebilir.
Sevgi dili onay sözü olan öğrenci ya da çocuğumuzun yanlışlarını ifade etmek, eleştirmek için “sandviç yöntemi” uygulanabilir. Eleştirimizi olumlu iki söz arasına sıkıştırabiliriz. Örneğin: veli toplantısından çıkan bir anne veya baba, duyduğu eleştirileri çocuğuna aktarıp ilişkisini olumsuzlaştırma yerine “bütün öğretmenlerin senin çok saygılı, efendi bir öğrenci olduğunu söylüyor. Seninle gurur duydum. … dersinden zayıf almışsın, …dersinden 8 almışsın. … dersini başaran …dersi başaramaz mı? Sana güveniyorum, bu zayıfını da düzeltebilirsin” diyebilir. Bu yöntemle hem eleştiri yapılarak davranış değişikliği sağlanır, hem çocuk ya da genç ile didişmeye fırsat verilmez, hem de sevgi ihtiyacı doyurulmuş olur.
2. Sevgi dili: Fiziksel temas: Fiziksel temas sarılmaktan, öpmeye, omuza dokunma, el şakalarına kadar geniş bir yelpazeye uzanır. Genellikle erkeklerin sevgi dilidir. Bu yüzden birkaç erkek çocuğu bir araya gelse hemen güreşmeye, el şakalarına başlarlar. Bağımsızlık özelliği nedeniyle fiziksel temasın zamanını, yerini ve nasıl olacağını gencin isteğine göre ayarlamalı.
Çocuğumuz ergen olunca, karşı cinsteki anne baba gençten fiziksel teması keser. Gencin sevgi dili fiziksel temas ise bu ciddi bir sevgi eksikliğidir ve karşı cinse karşı aşırı ilgisi olması ihtimalini arttırır.
Genç ile konuşurken onun istediği şekilde dokunmalı. O zaman övgülerimizden etkilenir, eleştiriyi kabul eder ve eleştiriye daha kolay katlanır, hem de sevildiğini hisseder.
Doğru olmayan fiziksel temas, şiddet, dövme sadece sevgi deposunu azaltmaz, delik deşik eder. Çocuk veya gençler, ne kadar sevgi görseler de sevgiyi hissetmezler.
3. Sevgi dili: Nitelikli beraberlik: Sevgi dili nitelikli beraberlik olan kişiler paylaşmak, dinlenilmek, birlikte anlamlı faaliyetlerde bulunmaktan hoşlanırlar.
Nitelikli beraberlikte:
Göz temasında bulunmaya,
Başka bir işle meşgul olmamaya,
Beden diline,
Söz kesmeden dinlemeye özen gösterilmeli.
Bazı babaların lokal ya da kahvehaneden çıkmamaları, bazı annelerin ev gezmelerine çok zaman harcamaları, bazı gençlerin arkadaş sohbetlerine veya internet kafelere düşkün olması sevgi dillerinin nitelikli beraberlik olmadığına işaret eder.
Nitelikli faaliyetlerin iyi taraflarından biri ileriki yıllarda yararlanacağımız bir hatıra bankası sunmalarıdır. Zor anlarda bu hatıralar akla gelir, fotoğraflara bakılır ve insana zorluklara dayanma gücünü kazandırır. Anne babaların çocuklarına, öğretmenlerin öğrencilerine hatıra bankalarına güzel hatıralar kazandırmaları çok önemli.
4. Sevgi dili: Hizmet davranışı: Sevdiğin için yapılan her şeydir. Anne babaların sevgi dili genellikle hizmet davranışlarıdır. Ancak çocuğun sevgi dili örneğin onay sözü ise ve anne baba sadece fedakârlık yapıyor ise çocuk sevilmediğini sanır.
Hizmet davranışı, isteyerek, karşılıksız olarak sevdiğimiz için yapılmalıdır. Yüzüne kakılmamalı. Ör. Saçımı süpürge ettim. Şartlı hizmet, sevgi değildir. Bu yolu çok kullanırsak, çocuğumuz da bizi kullanır. Aşırı hizmet, çocuklarımızı beceriksiz, sorumsuz, tembel yapar.
5. Sevgi dili: Armağan alma: …beni düşünmüş, beni hatırlamış denebilecek herhangi bir şeydir. Armağanın değeri önemli değildir. Önemli olan armağanı paketleyip, süsleyip püsleyip, sürpriz şeklinde vermektir. Sevdiğimizin sevgi dili armağan almaksa kriz zamanlarında vereceğimiz en güzel armağan fiziksel varlığımızdır.
Sevgi dilini nasıl keşfederiz?
Açıkça konuşuruz? Sorular sorarız? Seni en çok ne incitir?, iyi bir anne baba olmak istiyoruz, sevdiğimizi nasıl gösteririz? ….gibi.
Eleştirileri dikkate alırız? Beni hiç dinlemiyorsun? Hep TV seyrediyorsun,… hep eleştiriyorsun… Bir hayrını görmedik ki…gibi.
Gözleriz. Sevdiğimiz sevgisini nasıl ifade ediyor? Nasıl hissettiriyor?
Deney yaparız. Belli sürelerle sevgi dillerini deneriz.
Her yolun denenmesine rağmen bazı kişilerin sevgi dillerini öğrenmek mümkün olmamaktadır. Bu kişilerin bir kısmının sevgi depoları bomboştur, sevgi davranışlarına cevap vermezler ya da hemen şımarır dengesiz davranışlar gösterirler. Bu durumda disipline etme çabaları sürerken sevgi depolarının bir miktar dolmasını beklemek gerekir. Bir kısım kişilerin sevgi depolarının çok dolu olması, şımartılması nedeniyle hiçbir sevgi davranışından etkilenmeyebilirler. Şımartılmış kişilere sınırsızca sevgi gösterilmesine son verilmeli ve davranış sınırlarını öğrenmesi sağlanmalı.
Sevgi Dilinin Başka Faydaları.
•En değerli kişi biziz. Bizim de sevgi depomuzun dolması gerekiyor. Bizim sevgi depomuz dolmadan kimsenin deposunu dolduramayız.
•Daha anlamlı, mutlu bir aile yaşantısı için eşimiz ile ilişkimizi gözden geçirebiliriz.
•Sevgi çocuğun zekâ gelişimini olumlu etkiler. Yetiştirme yurtlarında büyüyen çocukların zekâ gelişimleri ailelerinin yanında büyüyen çocuklara göre daha geridir. Örneğin, başı okşanan çocuğun merkezi sinir sistemi uyarılarak zihinsel gelişimine katkıda bulunulur.
Kısacası; ana-baba, çocuğa sevgi veren, girişim ve yeteneğini ve özgüvenini kazanabilmesi için onu destekleyen kişiler olmalıdırlar. Çocuğa yeterli düzeyde desteğin sağlandığı bu ortamda, anne-babanın sağladığı disiplin ve eğitimin nitelikleri olumludur. Çocuğun istemi hiçbir zaman engellenmez. Aşırı davranışları anlayışla karşılanır ve yumuşak bir biçimde düzeltilir. Böyle bir esnek ortamda çocuk, cesaretli ve ortama uyumlu bir insan olarak yetişir. Yaşamını yapıcı çabalar üzerinde kurmayı öğrenir.
İdeal ana-babayı belirlemek çok zor olmakla beraber;
·Başarılı ana-babalar çocuğun ihtiyacını sezen,
·Onlara uygun yanıtlar veren,
·Aşırı hoşgörülü veya katı olmayıp, çocuğa karşı esnek bir yapıda olan,
·Davranışlarında belirli bir devamlılık ve kararlılık sağlayan,
·Karşı çıkmadan önce her zaman çocuğun isteklerini dinleyen ana-babalardır.
Yine başarılı ana-babalar;
·Çocuğun kendi kendisini denetlemesi ya da iç denetim olan ahlak gelişimine ortam hazırlayan,
·Çocuktaki sorumluluk duygusunu geliştiren olayların sonuçlarıyla onları baş başa bırakan,
·Onların hak ve özgürlüklerin sınırını öğreten,
·Çocuklarına korku silahını çevirmeksizin, kendi kendilerini disipline eden ve düşüncelerini özgürce anlatabilen birer birey olarak yetişmelerine imkan hazırlayan kimselerdir (Aydoğmuş ve diğerleri,1999:130) .
AİLE TUTUMLARI Aile Tipleri • Aşırı koruyucu
• Aşırı hoşgörülü
• Mükemmeliyetçi
• İlgisiz
• Reddedici
• Tutarsız
• Baskıcı
• Parçalanmış
AŞIRI KORUYUCU ANNE-BABA TUTUMU
• Bu tip anne babalar çocuğa gerektiğinden fazla kontrol ve özen gösterirler.
• Çocuklarına sorumluluk vermezler.
• Çocuğunun yapacağı işleri onun adına kendisi yapar.
Bunun sonucu çocukta:
* çocuk çevresindeki kişilere aşırı bağımlı
* kendisine güveni olmayan
* duygusal kırıklıkları olan bir kişiliğe sahip olur
* bağımlı olan çocuk içe kapanıktır
* utangaçtır.
AŞIRI HOŞGÖRÜLÜ ANNE-BABA TUTUMU
• Bu tip anne babalar çocuklarının isteklerini sürekli yerine getirmeye çalışırlar.
• Disiplin yok denecek kadar azdır.
• Çocuğun davranışları olumsuz da olsa hoşgörüyle karşılanır.
Bunun sonucunda çocukta
*Aşırı hoşgörünün getirdiği sınırsızlık, sorumsuzluk ve bencillik görülür.
* Bir süre sonra evi çocuk yönetir.
* Sosyal uyumda güçlük çektiklerinden mutsuz bir yetişkin adayıdır.
MÜKEMMELİYETÇİ ANNE BABA TUTUMU
• Bu tip anne babalar çocuklarından en iyisini bekler, kendi gerçekleştiremediği yaşantıları çocuklarının gerçekleştirmesini ister.
• Çocuklarını olduğu gibi kabul etmezler, kural ve kalıpları vardır.
• Çocuklarının dört dörtlük olmasını ve mükemmel ölçülerde davranmasını beklerler.
Bunun sonucu çocuklarda;
• Sürekli yüksek beklentiler sonucunda bu istekleri karşılayamayan, başarısızlığa uğrayan çocuk
nasıl olsa yapamıyorum öyleyse neden deneyeyim düşüncesini oluşturur.
• Çocuğu kendi istedikleri kalıba sokup kendi kapasitesinin üstünde beklentiler yüklenince çocukta aşağılık kompleksi oluşur.
• Kendi iç dünyasında sürekli çatışma halinde olan çocuk mutsuz ve doyumsuz olur.
• Kendi doğal iç güdüleri ile ağır kurallar arasında sıkışıp kalan çocuk sürekli sevgi ve nefret karışımı duygular yaşar.
İLGİSİZ (UMARSIZ) ANNE-BABA TUTUMU
• Bu tip anne babalar için çocukların varlığı ya da yokluğu belli değildir.
• Çocuğun ihtiyaçları karşılanmaz, sevgi gösterilmez
• Çocuğun yaptığı olumlu ya da olumsuz davranışlarla ilgilenilmez
• Çocuğa zaman ayrılmaz veya insan olarak saygı gösterilmez.
• Çocuk anne babayı rahatsız etmediği sürece çocukla ilgilenilmez
Bunun sunucu çocuk;
* kişilik yapıları değişkendir.
* rahat, sessiz, yumuşak olabildikleri gibi saldırgan da olabilirler
* ihmal edilmiştir ve yetişkin rolü almada zorlanırlar.
* kendini değersiz hisseder
* kendisine olan saygısı gelişmez
* olumlu olumsuz davranışların ayrımını yapamaz
* toplumun kurallarını ret ederler, ya içe kapanıktırlar ya da saldırgandırlar
REDDEDİCİ ANNE-BABA TUTUMU
• Bu tip anne babalar çocuğa soğuk davranırlar
• Sevgi, sıcaklık,şefkat gösterilmez davranışları beğenilmez
• Yaptıkları sürekli eleştirilir
• Çocuğun iyi yönleri değil kötü yönleri dile getirilir
Bunun sonucu çocukta;
* güvensizlik
* saldırgan davranışlar
* suça yönelik davranışlar görülür.
TUTARSIZ ANNE-BABA TUTUMU
• Bu tip ailelerde disiplin vardır ama belirsizdir
• Tutarsızlık anne babanın çok farklı eğitim anlayışına sahip olmasından kaynaklanabilir.
Bunun sonucu çocuk ;
• Yetişkinliğinde davranışlarını çevresindekilere göre ayarlar
• Sürekli tedirginlik ve gerginlik yaşar.
BASKICI (OTORİTER) ANNE BABA TUTUMU
• Bu tip aileler çocuklarına emredici davranırlar
• Suçlayan cezalandıran anne babalardır
• Kurallar zinciri vardır
• Çocuklar ayrı bir birey değildir
• Kurallara uyulmadığında orantısız cezalar verilir.
Bunun sonucu çocukta;
* çekingen, başkalarının etkisinde kalabilen
* aşırı hassas yapı olabileceği gibi
* isyankar, kendine ve başkalarına zarar verebilen, suça yönelik davranışlar görülebilir
DEMOKRATİK ANNE-BABA TUTUMLARI
• Anne baba çocuğuna kabul edici ve sevgi dolu yaklaşır.
• Çocuğun yaşayarak öğrenmesine izin verirler.
• Çocuklarını ayrı bir birey olarak kabul ederler ve yaşına, durumuna uygun seçenekler sunarlar.
• Çocuğun ilgilerini göz önünde tutarak yeteneklerini geliştirecek ortamı hazırlar.
• Anne babanın birbirlerine ve çocuklarına karşı tutum ve duyguları açık ve nettir.
• Aile içinde güven ve şeffaflık vardır.
• Sorunları nasıl çözeceklerini birlikte tartışırlar ve çözüm yolu araştırırlar
• Çocuklarını desteklerler
• Belirli kurallar vardır
Bunun sonucu çocuklar da;
• Sağlıklı sosyal uyum kurabilen
• İşbirliğine hazır
• Arkadaş canlısı
• Yaratıcı, bağımsız, başarılı
• Duygusal yönden dengeli ve mutlu bireylerdir.
Çocuğa sınır koymanın çocuk ve aile mutluluğu açısından önemi
Evde Patron Kim? Anne-Baba vs Çocuk(lar)?
“Sizler birer yay, çocuklarınız da geleceğe fırlattığınız canlı oklardır” (Halil Cibran)
Bir çok kültürde eşlerin birlikteliğini tamamlayan, başka bir deyişle aileyi tamamlayan öğenin çocuk(lar) olduğu düşünülür. Çocuk olmadan var olan evlilikler tamamlanmamış gibi algılanır. Çocuk, aile olma sürecine farklı bir dinamik katar. Artık eşlerin farklı sorumlulukları, farklı beklentileri vardır ve yaşamlarını artık yeni aile sistemine göre ayarlamalılardır. Çocuk, ebeveynlerin projesi, ebeveynlerin yapamadıklarını, kendi ulaşamadıklar hayalleriniı gerçekleştirme aracıdır artık... Çocuğun başarısı ebeveynin başarısı, çocuğun başarısızlığı ebeveynin başarısızlığı gibi bakılır. Çocuğa atfedilen bu başarı görevi, çocuk tarafından “anne babayı memnuniyet aracı” olarak algılanmaya başlar. Çocuğun en temel ihtiyaçlarından biri olan “Gereksinim ve duygularını ifade etme özgürlüğü” törpülenmeye başlamış olur. Şema Odaklı Terapinin Kurucusu Young’a göre, bir çocugun, karnı doyurulduktan, sıcak ve güvenli bir ortam sağlandıktan sonra, ihtiyaçları şunlardır:
1-) Güvenli Bağlanma
Çocuk, şefkat ve sevginin yanı sıra güvene, anne babanın tutarlılığına, bakım ve ilginin sürekliliğine ihtiyaç duyar. Eğer güvenli bağlanma ile ilgili ihtiyaçları karşılanmazsa Ayrılma ve Dışlanma ile ilişkili bazı inançlar geliştirebilir. Bu inançlar terkedilme (ben terkedilebilirim), kusurluluk (Beğendiğim hiçbir erkek/kadın, kusurlarımı görürse beni sevmez), duygusal yoksunluk (ben sevilmeye layık değilim) şeklinde oluşabilir.
2-) Hareket Özgürlüğü, Yeterlilik ve Kimlik Algısı
Çocuğun bir diğer ihtiyacı kendi becerilerini ve yeterliliğini fark etmesi için desteklenmesi ve bu becerilerini fark edecek durumların bulunmasıdır. Ebeveynler çocuğun bu ihtiyacını karşılamazlarsa bağımlılık (annemden babamdan ayrı bir kimliğimin yok); başarısızlık (son derece yetersizim) gibi inançlar oluşabilir.
Bir parkta yabancı ve Türkiyeli çocuklar oyun oynuyor. Yabancı anneler çocuklarının arkasında düşerse tutacak şekilde bekliyor, ama çocuğun sallanmasına izin verirken, bizimkiler çocuk sallanmasın diye korku dolu gözlerle çocuğu koruyor! O çocuk rahat rahat sallanır mı o yüz ifadesini gördükten sonra?
3-) Gerçekçi Sınırlar
Günümüzde ebeveynlerin “özgür çocuk” veya “özgüvenli” çocuk yetiştireceğim iddiasıyla sıklıkla düştükleri hataların başında çocuğa Özdenetim ve Kontrolün öğretilmemesi gelir. Burada en çok vurgulanmak istenen alan “gerçekçi sınırlar” ihtiyacı ile ilgilidir. Eğer çocuğa sınır konulmazsa ilerde kendine güvensiz, haddini bilmeyen veya yetersiz özdenetimli (Diğer insanların uyduğu kurallara ve geleneklere uymak zorunda değilim) biri olabilir.
4-) İçtenlik ve Oyun
Çocuk sadece başarıya güdülmemeli, oyundan ve yaşamın diğer alanlarından keyif almayı bilmelidir. Bunun için çocuğun, yapmaktan korkmadan içinden geldiği gibi davranmasına izin verilmesi gerekir. Aksi takdirde duygularını bastıran, mükemmeliyetçi, karamsar biri olabilir.
5-) Gereksinim ve Duyguların İfade Özgürlüğü
Çocuğun duygu ve gereksinimlerini ifade etmesinin doğal hakkı olduğu öğretilmezse, çocuk ilerde sürekli onay arayan (Başkalarından yoğun bir ilgi görmezsem kendimi önemsiz hissederim), kendini feda eden (Başkalarını kendimden daha fazla düşündüğüm için ben iyi bir insanım) biri olabilir.
Bu sayılan ihtiyaçlar karşılanmaz veya aşırı derecede verilirse, çocuk büyüdüğünde sıklıkla problem yaşar. Gerek duygu durumunda, gerek kişiliğinde, gerekse diğerleri ile olan ilişkisinde sorunlar görülür. Özetle, ebeveynin çocuğa vermesi gerekenler şunlardır:
1- Koşulsuz Sevgi ve şefkat
2- Çocuğun yeteneklerinin fark edilmesi, desteklenmesi
3- Yaşına ve çevresel koşullara uygun sınırlar ve kontrol
4- Hata yapma hakkı
5- Kendini ifade ve katılım hakkı.
Ebeveynlerin korkulu rüyası : “sınır koyma” ile ilgili 5N1K:
1- Ne [Sınır koyma nedir?]: Sınır koyma çocuğun yaşına ve çevresel koşullarına uygun olarak hem yaşadığı ortama uyumunu hem de bireysel gelişimini destekleyen kurallar oluşturmak ve uygulamaktır.
Sınır koymak, çocuğu boğmak, sürekli parmak sallamak, çocuğa bağırmak değildir. Aksine parmak sallama ve bağırma dışında farklı yönetim biçimi uygulamaktır. Bu şekilde hem çocuk hem de ebeveynler kazanır (win-win).
2- Nerede ? : Çocuğa sınır hem aile ortamında hem de diğerlerinin yanında uygulanmalıdır. Eğer evde başka, dışarıda başka davranılırsa o konan kural işlemeyeceği gibi çocuk var olan ortamı kullanmayı öğrenir.
3- Ne Zaman?: Her zaman! Bazen kurallı bazen kuralsız yaklaşılırsa, çocuk nasıl davranması gerektiğini öğrenemez. Tutarlı olmak sınır koymada ilk kuraldır.
4- Nasıl? (Sınır nasıl konur?) : Her şeyden önce çocuğa sınır koymaya karar verilmelidir. Çocuğun yaşı ve gelişimi ile çevresel koşulları dikkate alınarak kurallar oluşturulur.
5- Niçin? (Neden kural koyayım?): Sağlıklı, özgüvenli, haklarını savunabilen, diğerlerinin haklarına saygılı, kendisini ifade edebilen, aile kurallarına uyum sağlamış çocuklar yetiştirmek için.
6- Kim (sınır koyacak?): Sınırı ebeveynler çocuklarıyla görüş alışverişinden sonra belirler ve uygular.
Pratik bir örnekten yola çıkalım: 9 yaşındaki Ece her sabah yataktan çıkmak istememekte, kalkınca giysilerini beğenmemekte, kahvaltıda yumurtasını yememekte, akşamları geç yatmaktadır. Bunun yanı sıra çok özenli, temiz, sıcakkanlı, iletişime açık bir çocuktur. Şimdi olası senaryoları görelim:
Senaryo.1: Anne Selin Hanım her sabah Eceyi uykusundan uyandırmaya çalışmaktan, kahvaltısını bitirmesi için ikna etmeye çalışmaktan tükenmiştir. Her sabah çocuğuyla yapacağı söz düellosu onu hem korkutmakta hem de öfkelendirmektedir. O yüzden kendisi de öfkeli ve gergin başlamaktadır güne. Baba Ahmet Bey her sabah eşinin ve kızının tartışmalarını duymaktan, Selin Hanım’ın öfkeli ruh halinden etkilenmekte, evden bir an önce çıkıp işe gitmek istemektedir. Selin Hanım kendisini yalnız ve çaresiz görmekte, anneliği başaramadığını düşünmektedir. Bu süreçte anne muhtemelen tükenmişlik ile birlikte depresyon geçirmeye başlayacak, eşiyle ilişkisi gittikçe bozulacaktır. Ece ilerde şımarık, güvensiz, sınırsız bir çocuk olma ihtimalini taşımaktadır. Gidişat olumsuz görünmektedir.
Senaryo.2: Ailenin yapması gerekenler nedir, adım adım görelim.
1- Ebeveynler bir araya gelip Ece’nin bu davranışlarını değiştirmesine yardımcı olmaya karar vermeleri ve sınırın belirlenmesi. Ahmet Bey çocuğun bakımı ile ilgili daha çok sorumluluk ve görev almalıdır.
2- Aile toplantısı yapılması. Toplantıya tüm aile fertlerinin katılması ve kuralların oluşturulması. Gece geç yatan Ece sabahları geç kalktığı için geç yatmaya henüz hazır değildir. Alınacak kararlardan biri Ece’nin erken yatmasıdır. TV izliyor veya bilgisayarla oynuyorsa kapatılacaktır. Sabah ne giyeceği akşamdan belirlenecektir. “Kahvaltıda yumurta yer misin?” Şeklindeki bir sorudan ziyade, “yumurtanı nasıl istersin?” şeklinde sorulacaktır. Bu kurallara uymazsa karşılaşacağı yaptırımlar ve sonuçlar belirlenecektir. Örneğin eğer kahvaltıda belirlenen şeyler yenmiyorsa o gün bilgisayar oyunu oynanmayacaktır.
3- Kurallar belirlenince anne ve baba kuralları uygulamakla yükümlüdür. Çocuk kurala uydukça ödüllendirilmeli, uymadıkça da belirlenen sonuçlar gerçekleştirilmelidir.
4- Bütün bunlar uygulanırken anne ve baba son derece sabırlı ve kararlı olmalıdırlar.
5- Çocuğun davranışlarındaki gelişimler gözlendikçe, özgürlük alanları da genişletilmelidir.
6- Çocuk ikna edilmeye çalışılmamalıdır. Çocuklar çok iyi demagogdurlar! Çocuğa teklif değil, tebliğ ediniz. Unutmayın evdeki patron sizsiniz!
Sonuç: Daha rahat ve gevşemiş anne, kurallara uyan ve sağlıklı büyüyen bir çocuk, eşine daha çok destek olan ve daha sorumlu bir baba ve daha mutlu bir aile!
Klinik Psikolog ve Psikoterapist Özcan Elçi
Kaynaklar:
1- Peseschkian, N. (1999). Pozitif aile Terapisi. Istanbul: Beyaz yayınları
2- Young, J. & Klosko, J.(2009). Şema Terapi. Istanbul: Litera Yayıncılık
3- Mackenzie, R (2009). Çocuğunuza Sınır Koyma. Ankara: Hyb Yayıncılık
ÇOCUĞUM MASTÜRBASYON YAPIYOR NASIL DAVRANMALIYIM?
Mastürbasyon konusu toplumları uzun süre düşündürmüş ve çeşitli tartışmalara neden olmuştur. Toplumların yapısına göre normal veya anormal olarak kabul edilmiştir. Bu gün yaygın olarak kabul edilen görüş, çocuğun bu konuda bilinçlendirilmesi şartıyla ergenlik döneminden başlamak üzere mastürbasyonun normal olduğu yönündedir. (Tuzcuoğlu, 2005:131)
Çocuklarının mastürbasyon yapması anne-babaları çok kaygılandırır hatta dehşete düşürür. Hâlbuki küçük çocuklarda mastürbasyon çok yaygındır ve pek çok çocuk için mastürbasyon son derece sağlıklı ve doğal bir davranıştır. Çocukların gösterdiği bu davranışa aslında mastürbasyon denmesi doğru değildir. Bunu cinsel organla oynamak diye adlandırmak daha doğru olacaktır. Küçük yaştaki çocuklar, cinsel organlarıyla, tıpkı parmakları veya kulaklarını ellerken duydukları kayıtsızlık içinde sadece meraktan oynarlar Mastürbasyon çocuğun cinsel organını zevk ya da rahatlatma amacıyla uyarmasıdır. En erken 17–18. ayda ama en sık 3-5 yaş arasında görülür. (Saygılı, 2004)
Mastürbasyon olayını yasaklamanın hiçbir akılcı nedeni de yoktur. Bu, sağlığa kesinlikle zarar vermez. Hatta ortaya çıkışı iyi bir işarettir. Kendilerini doyuma ulaştıramayan çocuklar ya bedensel olarak hastadırlar ya da psikolojik gelişmenin eksikliği yüzünden yetersizdirler. Mastürbasyon tekniğini keşfetmiş bir çocuğun bu işi sık sık uygulaması ana-babayı kaygılandırmamalı. (Kentler, 1998:88)
Üç-dört ve beş yaşındaki çocuklar sevgi duygularını bedensel biçimlerde de gösterirler. Sevdikleri yetişkin kimselere sarılır veya göğüslerine yaslanırlar. Gerek kendilerinin gerekse de başkalarının vücutlarına ilgi duyarlar, arada sırada sevdiklerini görmek ve ona dokunmak isterler. Onun içinde doktorculuk oynamaya bayılırlar. (Spock, 1972:387)
Bir çocuğun mastürbasyon yaptığını anlamak için bazı tipik davranışlarını gözlemek gerekir. Nadiren cinsiyet ve üreme organlarıyla oynuyorsa mastürbasyon yaptığından şüphe etmek gereksizdir. Bu belirtiler şunlardır; (Tuzcuoğlu, 2005:131)
Ø Cinsel organlarıyla oynuyorsa, elini sık sık cinsel organlarında görüyorsanız,
Ø Bilinçli veya bilinçsiz eline aldığı nesneleri cinsel organlarına sürtüyorsa,
Ø Binme temeline dayanan oyuncaklara özel bir ilgi gösteriyor ve bu oyuncaklarla fazla zaman geçiriyorsa,
Ø Halı üzerine yüzükoyun yatıp sürünüyorsa,
Ø Herhangi bir oyuncağın üzerine yatarak halıya kapaklanıp bir süre kalıyorsa,
Ø Evde veya okulda sandalye, koltuk, masa kenarlarına cinsel organlarını sürtüyorsa,
Ø Sık sık odasına gidiyorsa,
Ø Yalnız kalmak istiyorsa ve odasına girdiğinizde cinsel organlarıyla oynadığı gözleniyorsa mastürbasyondan söz etmek mümkündür.
Anne Babalar Bu Konuda Neler Yapabilirler?
Hedeflerinizi belirlerken gerçekçi olun. Mastürbasyonu tamamen sonlandırmak imkânsızdır. Çocuğunuzun artık kendini rahatlatan noktayı bulduğunu ve ona keyif verdiğini kabul etmelisiniz. Kontrol edilebilecek tek şey çocuğunuzun bunu nerede yaptığıdır. Çocuğunuza mastürbasyonun doğal bir davranış olduğunu, fakat tıpkı burnumuzu temizlemek ya da tuvalet ihtiyacımızı gidermek gibi özel bir davranış olduğunu, bu nedenle de insanlar önünde yapamayacağını açık olarak ifade etmelisiniz. Aksi halde tamamen görmezden gelirseniz çocuğunuza her yerde özgürce yapabileceği mesajını vermiş olursunuz. (Saygılı, 2004)
Çocuğunuzla yapacağınız bir diğer konuşma ise cinsel organlarıyla sürekli oynamanın mikrop kapmaya neden olabileceği olmalıdır. Çocuğun vajina ve penisi, eller ve tırnaklar aracılığıyla mikrop kapabilir ya da idrar yapılan organ olması sebebiyle, eller aracılığıyla, vücudun mikrop kapma olasılığı vardır.
Çocuğun ilgi çekme gereksinimi karşılayacak bir yaklaşım biçimi içine girmek son derece yararlı olacaktır. Çocuğunuzun yaptığı hemen her olumlu davranışı fark edip ilgilenmek, olumlu olacaktır.
Çocuğunuz ellerini cinsel organlarına götürdüğünde, “çek elini oradan, bir daha görmeyeyim” gibi ifadeler kullanmak yerine ellerini kullanacağı başka etkinliklere yönlendirmek yararlı olacaktır. Örneğin “Bana bir bardak su verir misin?” veya “Hadi gel birlikte resim yapalım.” diyerek ellerini kullanacağı başka etkinlikler yapmasını sağlayabilirsiniz.
Evde kardeş var ise ve mastürbasyon yapan çocuğunuzdan küçükse (veya yeni doğmuşsa), bir nedende bu olabilir. Eğer çocuğunuzu iyi gözlerseniz, küçük çocukla ilgilendiğiniz zamanlarda bu davranışın arttığını görebilirsiniz. Bundan dolayı küçük kardeşin işlerini yaparken bir köşede yalnız kalmasını beklemek yerine ondan yardım isteyebilir, onu meşgul edebilirsiniz. Böylece çocuğunuzla hem ilgilenmiş hem de kardeş kıskançlığını azaltmış olursunuz. Son olarak; (Tuzcuoğlu, 2005:139)
ü Kardeşiyle onu karşılaştırmayın,
ü Çocuğunuzun olumlu özelliklerini ön plana çıkarın,
ü Çalışmalarını övgüyle karşılayın,
ü Çocuğunuza olan sevginizi her zamankinden daha fazla hissettirin,
ü Azarlama, kızma, tehdit etme, cezalandırma gibi davranış biçimlerinden uzak durun.
Ne Zaman Bir Uzmana Başvurulmalıyım?
Bazen çocuklarda mastürbasyon çocuğun yaşadığı huzursuzluğun, mutsuzluğun göstergesi olabilir. Eğer çocuğunuzun mastürbasyon yapması onun sosyal yaşamını etkiliyorsa ve yukarıda sözü edilen yöntemler işe yaramamışsa ve en önemlisi çocuğun ruh sağlığından endişe ediliyorsa mutlaka bir uzmanın yardımına başvurmak gerekir.
Rehberlik Servisi
Çocuk Yaşadığını Öğrenir
Eğer bir çocuk sürekli eleştirilmişse,
"Kınama ve ayıplamayı öğrenir"
Eğer bir çocuk kin ortamında büyümüşse,
"Kavga etmeyi öğrenir"
Eğer bir çocuk alay edilip aşağılanmışsa,
"Sıkılıp utanmayı öğrenir"
Eğer bir çocuk sürekli utanç duygusuyla eğitilmişse,
"Kendini suçlamayı öğrenir"
Eğer bir çocuk hoşgörüyle yetiştirilmişse,
"Sabırlı olmayı öğrenir"
Eğer bir çocuk desteklenip, yüreklendirilmişse,
"Kendine güven duymayı öğrenir"
Eğer bir çocuk övülmüş ve beğenilmişse,
"Takdir etmeyi öğrenir"
Eğer bir çocuk hakkına saygı gösterilerek büyütülmüşse,
"Adil olmayı öğrenir"
Eğer bir çocuk güven ortamı içinde yetişmişse,
"İnançlı olmayı öğrenir"
Eğer bir çocuk kabul ve onay görmüşse,
"Kendini sevmeyi öğrenir"
Eğer bir çocuk aile içinde dostluk ve arkadaşlık görmüşse,
"Bu dünyada mutlu olmayı öğrenir"
Yazan : D.Nolte, 1975
Çeviren : D.Cüceloğlu
Çocuklarınızı Televizyon ile Avutmayın…
Televizyonun çocuklarla ilişkisi sürekli tartışılan bir konudur. Bu konuda olumlu ve olumsuz pek çok şey söyleniyor. Teknolojinin geliştiği günümüzde televizyon önemli bir iletişim aracıdır. Tabii ki doğru kullanıldığı sürece.
Televizyon çocukların her zaman için ilgi duyduğu bir araçtır. Özellikle sürekli değişen ve hareket halinde olan reklamlar ve müzikli programlar çocukların ilk aylarında dikkatini çeker. Çünkü birkaç aylık bebekler renkli, hareketli ve sesli şeylere ilgi duyarlar. Bu dönemde çocuğa yemek yedirmek ve ağlarken susturabilmek için anne babalar bebekleri televizyonla oyalamaya çalışırlar. Bebeklikten itibaren çocuğun televizyon izleme alışkanlığı bu yolla kazandırılır. Ayrıca çocuğun anne babayı model aldığı da düşünülecek olursa anne babanın televizyon izleme alışkanlıkları ve sınırlama yapmadıklarını düşünürsek çocuğun televizyon bağımlısı olması kaçınılmazdır. Her konuda olduğu gibi aşırı yapılan her şey kişiye zarar verebilir. Çocuğun gelişimine katkısı olabileceği gibi aşırı kullanıldığı ve sınırlama getirilmediği zaman psikososyal ve zihinsel gelişimi üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Aktif öğrenmeyi engelleyebilir. Televizyon pasif olan bir etkinliktir. Çocuğun daha sosyal ve gelişiminin daha sağlıklı olmasını istiyorsak salt pasif bir öğretici olan televizyonu izletmek yerine öğreneceklerini deneyerek ve yaşayarak öğrenmesini sağlayabiliriz. Çok fazla televizyon seyrettirmek çocuğun dil gelişimini de olumsuz etkilemektedir. Sürekli televizyon karşısında vakit geçiren çocuğun konuşması gecikebilmektedir.
Çocuğun yaşı ve gelişim düzeyi, televizyonun onu nasıl etkileyeceğini belirleyen kriterlerdir.
0-3 yaş dönemi çocuğun daha birebir ilişki kurabildiği bir yaş grubudur. Çocuğun psikomotor ve psikososyal gelişimi için bakıcı ya da annesi ile kurduğu iletişim çok önemlidir. Çevresine güvenmeyi ve nasıl iletişim kurabileceğini bu birebir olan ilişkiden öğrenir. Sevilmek, öpülmek, okşanmak ve ihtiyaçlarının karşılanmasını bekler. Bu ilişkiyi kurmak yerine çocuğu oturtup saatlerce televizyon seyrettirmek çocuğun gelişimini ve sosyalleşmesini olumsuz etkiler. Televizyon cansız bir araçtır. Sürekli onu izletmek onun duygusal ve sosyal uyaranlardan uzak kalmasına sebep olur. Çocukla göz kontağı kurmayan, gülümsemesine ve bağrışlarına cevap alamaması onun güven duygusunu zedeler. Bu yaş döneminde çocuğun bakıcısından alacağı duygusal yakınlık onda güveni destekleyecektir. Televizyon karşısında sürekli oturmaması birlikte oyun oynanması, ihtiyaçlarının karşılanması, masal okunması ve konuşulması çocuğun her türlü gelişimi açısından daha faydalıdır. Günde bir iki saati geçmemelidir.
3–6 yaş dönemi çocuğun diğer kişilerle iletişimi güçlenmeye başlar. Çocuk için yaşıtları ile iletişim kurma zamanıdır. Dil ve motor gelişimi tamamlanır. Bu dönem çocukta somut düşünce mevcuttur. Her gördüğünü ve öğrendiğini somut olarak yorumlar. Soyut düşünce gelişmediği için televizyonda ya da çizgi filmlerde gördüklerini gördüğü şekilde algılar. Gördüklerini uygulamaya çalışabilir. İzledikleri kahramanlara benzemek isterler. Hatta bu konuda medyadan bir takım olaylar yaşandığını öğreniyoruz. Kendini Süpermen sanan çocuklar gibi… Şiddet içeren çizgi filmler seyretmek çocuğun gergin, sinirli olmasına sebep olabilir. Aşırı kaygı çocuğun uykusunda bozukluklar yaratır. Yaşıtları ile iletişim kuramaz ve içe kapanabilir. Bu sebeple bu yaş döneminde de çocuk saatlerce televizyon önünde kalmamalıdır. Enerjisini tüketebileceği, eğlenebileceği ve gelişimine katkıda bulunabilecek aktivitelerle eğitilmelidir.
6-11 yaş grubunda olan çocuklar için artık eğitim, yani okul başlangıcıdır. Soyut düşünce bu dönemde gelişmeye başlar. Bu dönemde çocuklar televizyondan yetişkinlerin etkilendiği şekilde etkilenecektir. Korku, gerilim ve şiddet içeren film ya da olaylar çocukta korkuya ve gerilime yol açar. Bu yaş çocukları için ders ve okul saatleri göz önüne alınarak televizyon izleme saatleri planlanmalıdır. Seçici ve eğitici programlar seçilmelidir. Aşırı olarak televizyon izlediğinde arkadaş ilişkileri ve okul başarısı etkilenebilir. Spor aktiviteleri de olumsuz etkilenebilir. Bu konuda nasıl ki bir takım bağımlılıklar insan üzerinde olumsuz etkiler yaratıyorsa, aynı etkiyi yaratacaktır. Bağımlılık kişinin düşünme, anlama ve algılama yeteneğinin gelişimini yetersiz kılacak ve insanı uyuşturabilecek bir şeydir.
Teknolojik gelişimin yaşandığı bu dönemde tabii ki sadece olumsuzluklarından bahsetmek televizyona haksızlık olur. Eğitici, öğretici programlar sunulmasına dikkat edilmelidir. Bu konuda çocuk psikologlarından ve pedagoglardan yardım almak doğru olandır.
Kimi zaman anne babalar çocuğun nasıl etkileneceğini göz önünde bulundurmaksızın, kendilerine zaman ayırmak, işini yapabilmek için çocuğu oyalamak amaçlı çocuğu televizyon önüne oturtuyorlar. Bu konuda ailenin eğitimi, sosyo-ekonomik yapısı da önemli bir faktördür. Değil çocuğuna, kendine ya da eşiyle paylaşımlarına özen gösteremeyen pek çok yetişkin mevcut. Bu sebeple yetişkinler içinde televizyonda gösterilen programlara özen gösterilmesi gerekir.
Anne babanın programlar konusunda seçici olması ve sınırlandırma yapması gerekir. İyi seçilmiş programlar çocuğun bilgisini ve hayal gücünü geliştirir. Çocuktan önce anne babanın bu programları gözden geçirip, seçim yapması uygun olacaktır. Çocuğun ilgisini çekecek ve birlikte vakit geçirilebilecek ortamlar sağlanmalıdır. Çocuk gördüğü şeyi yapar yani model alır. Bu nedenle anne babalarda televizyon izlemede seçici olmalı, kimi zaman birlikte kitap okuma ve düşünce duygu paylaşımlarının olduğu ortamlar yaratmaya özen göstermeliler.
Televizyon çocuğu şiddete yönlendirebilir. Tabii seçici olunmadığı sürece… Her tür televizyon programını izletmek çocukta gerilim oluşturabileceği gibi, şiddet içeren film, çizgi film ve haber programları çocuğa şiddetin olağan ve yararlı bir şey olduğunu düşünmesine sebep olabilir.
Çocuğa televizyonu ödül ve ceza olarak kullanmamak gerekiyor. Çocuğun odasında televizyon bulunmamasına dikkat edilmelidir. Aslında ayrı odalarda televizyon bulunması aile fertlerinin iletişimini olumsuz etkilemektedir.
Çocuğa yeterli zaman ayırıp, onunla oyun oynamak, beraber bir şeyler yapmak, sohbet etmek onun televizyon seyretmek yerine sizinle yapacağı şeyleri tercih etmesine sebep olacaktır.
Televizyon daha henüz ortaya çıkmadığı ya da saatli olarak gösterildiği dönemlerde aile toplantıları vardı. Aileler bir araya gelir, çeşitli oyunlar oynanır, babalar politikadan ve spordan bahseder, sohbetler edilir, anneler el işleri yapar, birbirlerinden örnekler alınır kısacası bir iletişim ve paylaşım yaşanırdı. Şimdi ise yapılan aile toplantılarında bile başköşeyi yine televizyon dolduruyor.
Yapılan araştırmalarda anne babaların, televizyonu çocukları için bir düşman olarak görmedikleri, çocuklarının televizyon izlemesine fazla müdahale etmedikleri ve televizyon için izleme programları yapmadıkları saptanmıştır.
Anne babalar çocuklarının televizyon başından kalkmadığından, ders çalışmadığından bahsediyor ve bu konuda ne yapmaları gerektiğini soruyorlar. Oysa kendilerinin örnek olduğu bu davranışı değiştirmek için önce kendilerinin alışkanlıklarını sorgulamaları gerekmez mi?
Çocuk kanallarının devamlı yayın yapmasını ele alacak olursak, burada da ailelerin çocuğun yaş grubuna uygun programları seçip, seyretmesini sağlaması uygun olacaktır. Seçici olmak, diğer zamanlarda da televizyonu kapatıp çocukla vakit geçirmek gerekir. Çocuğun duygusal, sosyal ve zihinsel gelişimin sağlıklı olabilmesi, anne babaların çocukla geçirdiği zaman ve uyaranlarla doğru orantılıdır.
Füsun BUDAK
Psikolog
KENDİNE GÜVEN (ÖZGÜVEN)
Kendine Güven (Özgüven) nedir?
Kendine güven kişinin yeteneklerinin ve yapabileceklerinin farkında olarak, kendisi hakkında gerçekçi bir tutumla olumlu düşünebilmesidir. Kendine güvenen kişinin kendinden beklentileri de gerçekçidir. Hatta bazı beklentileri gerçekleşmese de kişi kendini olduğu gibi kabul eder ve yapamadıkları içinde kendisini hırpalamaz. Kendine güvenen kişinin hayatı kendi kontrolünde, yaşadıkları kendi sorumluluğundadır.
Oysa kendine güvenmeyen insan, kendi yaptıklarına ve aldığı kararlara inanmadığı için sürekli başkaları tarafından onaylanmak ister. Kendi isteklerinden ve kararlarından ziyade çevresindeki kişilerin beklentilerini yerine getirmeye çalışır ve bu şekilde karşısındakinin onayını alarak olmayan güvenini dışarıdan almayı amaçlar. Ne kadar çok sevilirse ve beğenilirse kendini o kadar önemli ve değerli hisseder. Ama onaylanmadığı ve beklediği tepkiyi alamadığı zaman kendine güvenini kaybeder. Kısaca dışa bağlı yani dış odaklı bir güven insanın beklediği ilgiyi ve onayı bulamadığı zaman yıkılmasına sebep olur.
Kendine güven nasıl oluşur?
Kendine güvenin oluşumu çocukluk dönemindeki anne baba tutumlarıyla doğrudan bağlantılıdır. Anne babanın davranış ve yaklaşımı çocuğun aile ve aile dışındaki yaşantısını etkilemektedir. Hatta temel güven duygusu bebeklik döneminden itibaren oluşur. Bebek doğduğu andan itibaren ilk ilişki kurduğu kişi anne ya da anne yerini tutan bir kişidir. Bu ilişki tutarlılık ve süreklilik içindeyse, annesi tarafından sevileceğinden, terk edilmeyeceğinden ve reddedilmeyeceğinden emin olduğunda bebekte temel güven duygusu oluşur. Bu ilişki sağlıksız bir şekilde gelişirse bebek hayata eksi ile başlar.
Bir başka deyişle, Anne-baba-çocuk arasındaki ilişki sağlıklı değil ise, çocuk ihtiyaç duyduğu zaman anne babasını yanında bulamazsa kendini güvende hissedemez. Önemli olmadığını ve yalnız olduğunu öğrenen çocuk da özgüven eksikliği oluşur. Bebeklik döneminde yapılan davranışlar bu konuda çok etkilidir. Ağladığında kucağa alınmayan ve sevgi gösterilmeyen bebeklerde özgüven eksikliği oluşur. Tam tersi aşırı korunan ve her istediği yapılan çocuklarda da özgüven sorunu yaşanabilir.
Çocukluk döneminde filizlenen kendine güven duygusu bireyin çevresindeki kişilerin tutumlarıyla ve öğretileriyle, beklentilerinin gerçekliğiyle gelişim gösterir.
Kendine güven öğrenilebilir mi?
Yukarıda bahsettiğim konudan yola çıkarsak demek ki kendine güven azlığı bireyin kapasite yetersizliği olmaktan ziyade çevre koşullarıyla değişebilen ve gelişebilen bir davranış biçimidir diye değerlendirmek daha doğru olacaktır. Kendine güven doğuştan getirilen bir yetenek değildir, öğrenilebilir.
‘Bende özgüven eksikliği var’ diyen kendini geliştirmek isteyen birçok danışanımın terapilerde farkındalıklar ve içgörü sonucunda kendine güven kazandıklarını gözlemledim. Hatta bir danışanım ilk geldiği gün konuşmakta güçlük çekmişti. Terapi süreciyle birlikte benimle iletişim kurmakla beraber, çevrede gördüğü kişilerle hiçbir iletişim kurmamaya gayret ediyordu. Ama uzun bir süre sonra kendine güven kazanmaya başladıkça sekreterimle şakalaşmaya, orada bulunan kişilerle iletişim kurmaya başladı. Kendini tanıdı, yeteneklerini fark etti, kendinden aşırı beklentilerde bulunmaktan vazgeçti.
Kendine güveni geliştirmenin yolları nelerdir?
Öncelikle birey;
Kendini tanımalı,
Yeteneklerinin ve yapabileceklerinin farkında olabilmeli,
İsteklerini belirlemeli,
Beklentilerinin gerçekçi olmasına özen göstermeli,
Kendini hataları ve yapamadıklarıyla da kabul edebilmeli,
Olumlu düşünceler geliştirmeli,
Olumsuz etiketlemelerden kaçınmalı,
Spor yapmalı,
Hobiler belirlemeli,
Hedefleri küçültüp, önce yapabildiklerinden başlamalı,
Başkasının onaylamasından ziyade, kişi kendini onaylamalı ve önemsemelidir.
Kendine güveni olumsuz etkileyen dış sebepler nelerdir?
Kendi seçimlerinin ve kendi isteklerinin farkında olmadan başkalarının isteklerini ve beklentilerini karşılamaya ve onların beğenisini kazanmaya çalışan birey, bu beğeniyi bulamadığı ya da kaybettiğinde kendini değersiz hisseder. Böylesi bir duruma özellikle sevgili ve eş ayrılıklarında çok sık rastlıyoruz. Bütün zevklerinden, isteklerinden vazgeçen ve kendini eşini mutlu etmeye adayan birey herhangi bir sebeple ayrılık yaşadığında hayat onun için çekilmez bir hale gelebiliyor. Hiçlik ve boşluk duygusu yaşıyor. Tabii ki ayrılıklar acı verir ama bu kişilerde bu acı biraz daha uzun sürüyor. Kısacası başkalarına bağımlı yaşamak insanın kendine güvenini kaybetmesine sebep olur.
Hatta sadece kendine güveni olmayan kişileri değil, kendine güveni olan kişilerinde ayrılıklar ve kayıplar kendine güvenin azalmasına sebep olan dış etkenlerdir. ‘Ben eskiden böyle değildim, kendime güvenimi kaybettim’ diyen pek çok bireyle karşılaşıyoruz.
Mükemmeliyetçi olmak, her alanda yetenekli ve başarılı olmaya çalışmak kişinin kendine güvenini olumsuz etkiler. Çevresinin bireyden hep başarı beklemesi, başarının hedef alınması, başarısızlık durumunda kişinin kendini değersiz hissetmesine sebep olur. Oysa insanın her alanda başarıya ulaşması mümkün olmayabilir böyle bir durumda da değersiz mi olacak?
Bireyin çevresinde onu hep olumsuz bir biçimde eleştiren kişilerin olması, kişinin kendini başkalarıyla karşılaştırmasına ve yetersiz hissetmesine sebep olur. Çevresindeki kişi ya da kişiler tarafından sözlü ve fiziksel taciz ve istismara maruz kalmak bireyin özgüvenini olumsuz etkiler.
Bireyin varoluşunu tehdit eden herhangi bir hastalık ya da kaza geçirmesi kendine güveni olumsuz etkileyen bir başka olaydır.
Bireyin yaşamını çevresindeki kişilerin kontrol etmesi, seçimlerini ve kararlarını kendisinin alamaması…
Kendine güvene zarar veren düşünce tarzları nelerdir?
Düşünceler kişinin duygu ve davranışlarını etkiler. Ya hep ya hiç şeklinde düşünen birey, her konuda en iyiyi, en mükemmeli yapmaya çalışır. Yapamadığında da kendini başarısız ve değersiz hisseder. Aynı zamanda mükemmel olmayı istediği ve olamayacağını düşündüğü işlere ya başlayamaz ya da başlamakta güçlük çeker. Bu durumda kişinin kendini yetersiz ve güvensiz kabul etmesine sebep olur. ‘Hata yaparım’ ya da ‘hata yaparsam’ düşüncesi…
Ruhsal çatışmalar kendine güveni olumsuz etkiler. Yapmak istedikleri ve yaptıkları arasında büyük uçurumlar olan birey iç dünyasında çatışma yaşar.
Genellemeler yapan kişi olaylara karamsar bir bakış açısıyla bakar. Yaşanılan olaylarla ilgili genellemeler yapmak, hep aynı sonuçla karşılaşılacak kaygısı ile risk almamak kendine güvensizlik yaratır. Aşırı kaygı hali güvensizlik yaratır.
Yaşanılan her olumsuz durumdan kendini sorumlu tutmak.
Yüksek ve gerçekçi olmayan hedefler koymak.
Ayrıntılara takılmak, bütünü görememek. Bütünün içinde yapabildiklerine değil, yapamadıklarına odaklanmak.
Başkaları ya da toplum tarafından beğenilmez ve kabul görmezsem düşüncesi…
İçsel konuşmalarında sürekli kendini eleştirmek. Kendine zorunluluklar getirmek. Kendini sürekli başka kişilerle karşılaştırmak.
Geçmişte yaşanan olayların etkisinin sürmesi ve sürekli bu durumun yaşanmasına sebep olduğunu düşündüğü kişileri suçlamaya yönelmek, yaşadıklarından başkalarını sorumlu tutmak kendine güvensiz bir insan profilidir.
Kendine güvenen insan kendini tanıyan, isteklerinin farkında olan, geçmişiyle barışmış, gelecekte yapabileceklerini kapasitesine göre belirleyebilen ve yapamadıkları içinde kendini kabullenen kişidir.
Kendine güvenen insanların artması dileğiyle…
Psk.Füsun BUDAK
ÇOCUKLARIN ÖZGÜVENLERİNİ SAĞLAMAK İÇİN YAPILACAK ŞEYLER
1- Var olmalarının sizin için ne kadar önemli olduğunu onlara hissettirin.
Onlara olan sevginizin başarı ya da başarısızlıklarına bağlı olmadığını, var olmalarının sizin için ne kadar önemli olduğunu ve ne olursa olsun onları daima seveceğinizi söyleyin.
2- Kendilerine olan özgüvenlerinde sarsıntı gördüğünüz an harekete geçin.
Unutmayın kendine özgüven duymak kendini beğenmişlik ya da kibirlilik demek değildir. Özgüven sadece olduğu gibi kabul edilmiş olmanın verdiği kendini rahat, iyi ve güvenlik içinde hissetmektir. Başarısı ile şımaran, kibirli davranışlar gösteren çocuğun kendisine olan özgüveni yok ya da düşük demektir.
3- Çocuğunuza gerçek özgüveni sağlamasında yardımcı olun.
Çocuğunuzun zayıf yanlarını görmezlikten gelmeyin, dürüst olun, ama onları eleştirmeyin. Çocuklar kendilerindeki eksiklikleri ve kusurları kabullenmelidir. Bunun yanı sıra iyi ve kuvvetli oldukları yanları ile gurur duyabilmelidirler.
4- Çocuğunuza kendisine has yeteneklerini ortaya çıkarmasında yardımcı olun.
Çocuklar birbirlerinden farklıdır. Her çocuğun farklı özellikleri ve yetenekleri vardır. Hepsinin başarılı olduğu alanlar değişiktir. Çocuklarınıza kendi ilgi alanları ve yetenekleri doğrultusunda faaliyetlere katılma imkanı sağlayarak onların araştırmaları ve yeni şeyler keşfetmeleri için destekleyin. Böylece kendilerinde var olan yeteneklerin ortaya çıkmasını sağlayarak kendilerine özgüven duymalarını sağlamış olursunuz.
5- Yaptıkları ve ilgilendikleri şeylerin sizin için önemli ve değerli olduğunu gösterin.
Katıldıkları faaliyetleri ve ilgilendikleri şeyleri sorun, okulda katıldıkları faaliyetlerin gösterilerine gidin. İlgilendiği şeylerle ilgili okuduğunuz bir yazı ya da resmi onunla paylaşın. Çocuklara eğlenceli veya yararlı olan etkinlikleri önerin. Fakat onu ön yargılı davranmaya zorlarsanız, çocuk kendisinin yeterince iyi olmadığı mesajını alacaktır.
6- Evinizde herkesin birbirine güveneceği bir ortam oluşturun.
Duygularını, düşüncelerini, sevgisini, başarı ya da başarısızlıklarını, hayal kırıklıklarını aile fertleriyle rahatça paylaşabilen çocuklar özgüvenli olurlar. "Söylediğin kadar da kötü değilmiş" ya da "Geçer canım merak etme" şeklinde cevap verme yerine, onların duygu ve düşüncelerini ciddiye alın.
7- Çocuğunuza kendi davranışlarınızla örnek olduğunuzu unutmayın.
Çocuklarınıza, onlarda görmek istemediğiniz davranışlarda bulunmayın. Unutmayın çocuklar size sizin onlara davrandığınız gibi davranacaklardır. Sinirlenip onlara bağırdığınızda bunu şiddet olarak değerlendirecektir. Kendisi de kızdığında bağırmanın fiziksel veya sözel şiddet uygulamanın normal olduğu düşünecek kendi ilişkilerinde de bu yolu tercih edecektir.
8- Beklentileriniz çoğunuzun seviyesinde olsun, onu aşacak beklentilerden kaçının.
Her çocuğun farklı yapabilme kapasitesi ve seviyesi vardır. Çocuğunuzun bir şeyi yapamayacağını bildiğiniz halde bunu ondan bekleyip sonunda hayal kırıklığı yaratmayın. Ulaşabilecekleri hedefler amaçlayıp başarılı olmalarını sağlayın.
9- Çocuklarınıza sorumluluklar verin.
Kendisine güvenilip sorumluluk verilen çocuklar kendilerini yararlı ve önemli hissederler.
10- Sadece çok özel yetenek ya da başarılarına değil her şeyine değer verdiğinizi ve takdir ettiğinizi belirtin.
Küçük bile olsa yaptığı güzel birşey ya da davranışı için onu övün ve bunun ne kadar önemli olduğunu belirtin. Ama anne babanın en önemli etkileme aracının, çocuklarıyla olan ilişkisi olduğunu her zaman hatırlayın. Çocuğunuza değer veren bir ilişki, doğal olarak onun özgüvenini artırır. Koşullu sevgi çocuklarda korkular, bağımlılıklar ve özgüven sorunları doğurur. Kişi ve davranışı birbirinden farklıdır. Bir çocuğun kişiliğini onun davranışıyla karıştırmayın. Çocuklarınızı yaptıkları şeyler yüzünden değil, kendileri oldukları için sevdiğinizi belli edin.
11- Ne yaparlarsa yapsınlar onlara sevgi ile emniyette olduklarını hissettirin.
Çocuklarınızı disipline edin ama bunu hiç bir zaman sinirle ve katı kurallarla yapmayın. Onları disipline etmeniz katı kurallarla katı cezalar verme şeklinde olmasın. Çocuklar adaletsiz davrandığınızda bunu çok iyi bilirler. Onların güvenini sarsmayın.
12- Birlikte vakit geçirin.
Ortak yapacağınız faaliyetler bulup birlikte zaman geçirin.
13- Onların özgüvenlerini sağlayacak sözlerde bulunun.
"Yardımların çok işime yaradı, teşekkür ederim" ya da "Bak bu aklıma gelmemişti bu konudaki fikrini çok beğendim" gibi sözlerle onların katkılarına değer verdiğinizi gösterin.
14- Çocuğunuzla ilgili problemleri onu suçlamadan ya da onun karakterini eleştirmeden tartışın.
Çocuklar kendileri ile ilgili problemlerde kendilerine saldırılıp eleştirilmeden konuşulduğunda bu problemi çözmek için çaba sarf ederler. Onun karakterine değil, yaptığı şeye hitap ederek konuşun. Kontrollerini kaybederek çocuklarını eleştiren anne baba, kontrolü çocuklara vermiş olur. Örneğin, 4 yaşındaki çocuğunuz oyuncağını yatmakta olan kardeşinin yatağına fırlattığı için sinirlisiniz. "Sen kötü bir çocuksun!" ya da "Yapma!" yerine, "Sen oyuncaklarını attığında kendimi sinirli hissediyorum. Ona gerçekten zarar verebilirdin" diyebilirsiniz. Buradaki mesaj, duygularınızın onun çocuk dünyasına değil onun belirli davranışlarına yönelik olduğudur.
BENLİK SAYGISINI AZALTACAK BİR DİL Aşağıdaki sözcükleri belki çok masumca kullanıyorsunuzdur. Fakat unutmayın ki, bu sözcüklere eşlik eden sözsüz bir dil de varsa, işte o zaman sözcükler artık aşağılayıcı ve zarar verici olur.
• Etiketlemek
Ne kadar inatçısın
Ah şimdiki nesil
• Amatör psikologlar
Bence senin sorunun
Bu sana göre bir iş değil
Sen yapamazsın
• Mesafe koymak
Seni dinlemiyorum
• Karşılaştırmak
Ablan hiç böyle davranmazdı
Benim zamanımda
• Abartma
Sen zaten her zaman
Bütün söylediklerim bir kulağından giriyor bir kulağından çıkıyor
• Yaşla alay etmek
Bebek gibisin
Büyüdüğünü zannediyorsun ama
• Büyüklük taslamak
Senin yaşında birisi için oldukça iyi
İlk deneme için hiç fena değil
• Alaycı Konuşmak
Şimdi buna çalışma mı diyorsun
• Suçluluk Duygusu Aşılamak
Senin yüzünden başım ağrıdı
Ablan elinden geleni yaptı ya sen?
• Kehanette Bulunmak
Böyle gidersen...
Bunu hiçbir zaman başaramayacaksın
BENLİK SAYGISINI KAZANDIRACAK BİR DİL
İşte size çocuklarımıza yüksek sesle söylememiz gereken sözlerden birkaçı. Eğer aynı zamanda sesiniz sevgi doluysa, gülümsüyorsanız, ona sarılıyorsanız, gözleriniz pırıl pırılsa söylediklerinizin etkisi çok daha etkili olacaktır.
• Olumlu duyguları paylaşmak
Seninle kitap okumak çok hoşuma gidiyor,
Seninle beraberken çok mutluyum.
• Takdir ettiğinizi belirtme
...... için kutlarım.
Ne kadar yaratıcısın. Şu çalışmana bir bak!
Ne kadar iyi bir dostsun.
• Çaba ve başarılarının takdir edilmesi
Bütün zorluklara rağmen kaydettiğin ilerlemeye bakar mısın?
Kendinle övünebilirsin çünkü .... konusunda çok çaba gösterdin.
• Onu koşulsuz kabul ettiğinizi gösterme
Bu hatayı yapman normal, şimdi nasıl düzelteceğimize bakalım.
Her zaman kusursuz olamazsın ki!
• Güven duyduğunuzu belirtme
Eminim elinden geleni yapacaksın.
Bu konuda senin fikrin benim için çok önemli.
Bu konuda bana yardım edebilir misin?
KAYNAKLAR
gael lindenfield, :kendine güvenen çocuk yetiştirme
ÖZBAKIM BECERİLERİ İLE İLGİLİ AİLE KATILIMI (4-5-6 Yaş)
KENDİ GİYSİLERİMİN DÜĞMELERİNİ ÇÖZEBİLİYORUM.
Etkinlik Önerileri:
1. Önden düğmeli giysiler kullanın. Çocuğu düğmeleri açma çabaları için övün.
2. Çocuğun büyük düğmeli giysiler giymesini ve düğmeleri açmasını sağlayın. Yavaş yavaş düğmelerin boyunu küçültün. Gerektiğinde sözel ve fiziksel yardım sağlayın.
3. Başlangıçta, biri hariç bütün düğmeleri açın ve çocuğun kalan düğmeyi açmasını sağlayın. Yavaş yavaş, her denemede çocuğun açması gereken düğme sayısını arttırın.
4. Her düğmeyi yarıya kadar açın ve çocuğa tamamlattırın. Gerektiğinde sözel yönlendirme de bulunun. Çocuk kendi başına bunu başarana kadar yavaş yavaş yardımlarınızı azaltın.
5. Çocuk kendi giysilerinin düğmelerini açmayı başardıktan sonra bu beceriyi soyunurken çalışabilir. Çocuğu bunu yaparken gösterdiği bağımsızlığı övün.
KENDİ GİYSİLERİMİN DÜĞMELERİNİ İLİKLEYEBİLİYORUM.
Etkinlik Önerileri:
1. Bu beceriyi çalışmak için giyinme ve sokağa çıkma fırsatlarını değerlendirin. Düğme iliklemeyi çalışması için çocuğa büyük düğmeli gömlek veya hırka giydirin. Yavaş yavaş düğme boylarını küçültün. Gerektiğinde çocuğa sözel ve fiziksel yardım sağlayın.
2. Eğer çocuğun paltosunda düğme varsa dışarı gidebilmesi için düğmelerini iliklenmesini teşvik edin. Gerekirse düğmeleri kısmen ilikten geçirin.
3. Düğmeleri iliklemeyi çocukla sıra ile yapın. Düğmeleri bir siz, bir o ilikleyin.
FERMUARIN ALT KISMINI BİRBİRİNE GEÇİREBİLİYORUM.
Etkinlik Önerileri:
1. Bu beceriyi çalışmak için giyinme ve sokağa çıkma fırsatlarını değerlendirin. Çocuğa fermuar ayağını nasıl yuvaya geçireceğini gösterin.
2. Çocuğun fermuar ayağını geçirmesi ve fermuar çekmesi için yuvayı tutun. Çabalarını övün.
3. Fermuar yuvasının kolay çalıştığından emin olun.
4. Başlangıçta büyük fermuar kullanın ve yavaş yavaş boyunu küçültün. Giysilerindeki fermuarları açıp kapamadan önce çocuğa masaya yatırılan bir giysi üzerinde bu çalışmayı yaptırın.
5. Şerit halinde telaya veya kalın kumaşa dikilmiş fermuar hazırlayın. Çocuk iki düz parça ile çalışabilir.
6. Oyuncak bebekleri giydirmekte daha eğlenceli bir etkinlik olabilir.
ELLERİMİ VE YÜZÜMÜ YIKIYORUM.
Etkinlik Önerileri:
1. Çocuğa el ve yüzünü ne zaman yıkayacağını hatırlatmak gerekebilir. Bu işi yapma çabası gösterince onu övün.
2. Çocuğa ait özel sabun, havlu ve sabun bezini onun erişebileceği bir yere koyun.
3. Gerektiğinde aynaya bakabilmesi veya musluğa yetişebilmesi için bir tabure veya basamak temin edin.
4. Başlangıçta, çocuğa ellerini ve yüzünü sabunla nasıl yıkayacağını gösterin ve gerekirse ona fiziksel yardımda bulunun. Zamanla, çocuk sözel ipuçları ile etkinliği yapana kadar yardımlarınızı azaltın. Sonunda kendi başına ellerini ve yüzünü yıkayabilsin.
5. Sabun parçalarını su ve gıda boyası ile karıştırarak renkli sabun kalıpları yapın. Çocuğun ellerine resim çizin veya boyayın ve ellerini yıkayarak temizlemesini destekleyin. Bu etkinliği eğlenceli ve tatmin edici kılar.
MASADA KENDİME AİT OLAN YERİ TOPLAYABİLİYORUM.
Etkinlik Önerileri:
1. Çocuğa kendi tabaklarını ve çöpünü nereye koyacağını gösterin. Diğer aile bireylerinin de çocuğun onları taklit edebilmesi için aynı şeyi yapmasını sağlayın. Bunların bütün aile için günlük işler olmasını sağlayın ve çocuğu yardım ettiği için övün.
2. Kazaları önlemek için kırılmayan tabaklar kullanın.
3. Başlangıçta, çocuğun masada kendine ait yeri toplaması için fiziksel yardım veya sözel hatırlatma da bulunun. Daha sonra, etkinliği sadece kendi başına başlayıp tamamlayınca onu övün.
YİYECEKLER İÇİN DOĞRU ARAÇ GEREÇLERİ KULLANABİLİYORUM.
Etkinlik Önerileri:
1. Sofrada doğru araç gereçleri kullanarak çocuğa iyi bir model olun. Neden ve hangi
gereçleri kullandığınızı ona açıklayın.
2. Yemeklerden önce her yemek için hangi gerecin kullanılması gerektiğini gözden geçirin. Çocuğun size anlatmasını sağlayın.
3. Doğru gereçleri kullandığı için çocuğu övün.
TUVALETE GİTMEM GEREKTİĞİNDE UYKUMDAN UYANIYORUM VEYA BÜTÜN GECE ALTIMI KURU TUTABİLİYORUM.
Etkinlik Önerileri:
1. Yatmadan önce sıvı tüketimini azaltın.
2. Gerekirse, çocuk için banyo ve yatak odasında gece lambası bulundurun.
3. Eğer sabah çocuğun yatağı ıslak ise onun çarşafları değiştirmenize yardım etmesini sağlayın. Onu cezalandırmayın veya azarlamayın. Altı muşamba kaplı yatak koruyucusu kullanın.
4. Eğer banyo ile çocuğun odası değişik katlarda ise çocuğun odasına lazımlık koyun.
5. Sabah kalktığında kuru ise günaydın derken onu övün.
HATIRLATILMADAN, GEREKTİĞİNDE BURNUMU SİLİP, SÜMKÜRÜYORUM. (%75 ORANINDA)
Etkinlik Önerileri:
1. Banyo ve yatak odalarında çocuğun kolayca alabileceği yerde kâğıt mendil bulundurun.
Çocuğu mendil kullanması için cesaretlendirin ve kullanınca onu övün.
2. Eğer çocuk nezle ise yanında taşıması ve kullanması için ona ufak bir paket kâğıt mendil verin.
3. Ayrıca çocuğun cebinde taşıması için mendil verin.
4. Hatırlatılmadan her burnunu sümkürdüğünde veya sildiğinde onu övün.
SIRTIM, BOYNUM VE ENSEM HARİÇ KENDİMİ YIKAYABİLİYORUM.
Etkinlik Önerileri:
1. Banyo küvetinin içine kaymayı önleyici paspas koyun.
2. Çocuğa vücudunun her tarafını yıkaması için sözel yönergeler verin.
3. Eğer vücudunu yıkamaya yardım ederse ‘küvette oyuncak gemi veya başka yüzen bir oyuncağı ile oynayabileceğini söyleyin.
4. Yıkanırken, hayvan şeklinde veya onun hoşuna gidecek sünger kullanın.
5. Çocuk kendi başına yıkanırsa seçebileceği iki değişik renkte havlu gösterin.
6. Çocuğa çok sevdiği televizyon programından, yatakta hikâye okuma zamanından veya onun sevdiği başka bir etkinlikten 10–15 dakika önce banyosunu yaptırın, böylece — zamanında banyosunu bitirip etkinliğe yetişmek için bir amacı olsun.
EKMEĞİMİN ÜZERİNE YUMUŞAK BESİNLERİ BIÇAK KULLANARAK SÜRÜYORUM.
Etkinlik Önerileri;
1. Tereyağı, margarin ve krem peyniri yumuşak halde bulundurun. Kolay parçalanmadığı
için tost ekmeği kullanın.
2. Kolay tutulabilen, büyük saplı kör bıçak kullanın.
3. Çocuğa nasıl sürüleceğini gösterin. Taklit etmesi için cesaretlendirin. Gerekirse çocuğun elini fiziksel yardımla yönlendirin ve yavaşça yardımınızı azaltın.
4. Çocuğun sevdiği besinler fıstık ezmesi veya reçelse bunları kullanın.
ELBİSE VEYA PANTOLONUMDAKİ, AYAKKABIMDAKİ TOKALARI ÇÖZÜP BAĞLAYABİLİYORUM.
Etkinlik Önerileri:
1. Çocuğun tokaları açıp kapatmasına fiziksel yardımda bulunun. Zamanla yardımlarınızı azaltın.
2. Masa üzerinde kemerle alıştırma yaptırın. Çocuk bunu yapınca kendi üzerinde denetin.
3. Başlangıçta büyük tokalı kemer kullanın. Çocuk bunu öğrenince yavaş yavaş kendi yaşına uygun büyüklükte tokalı kemere geç in.
4. Çocuğun giyinme-soyunma oyununda kullanması için: ona eski kemerleri verin. Kendisine büyük gelen etek veya pantolonların belini sıkabilmesi için ona kemer kullandırın ve tokasını açıp kapamasını denetin.
ÖNÜMDEKİ DÜĞMELEMELER DÂHİL KENDİM GİYİNEBİLİYORUM. (KRAVAT HARİÇ)
Etkinlik Önerileri:
1. Havaya uygun giysi seçiminde çocuğa yardımcı olun. Giyim sırasına göre çocuğun elbiselerini koyun.
2. Kendi başına giyinmesi için onu teşvik edin. Onu övün ve iltifat edin. Giyinmeyi günlük bir etkinlik haline getirin ve kendi başına yapabilmesi için yeterli zaman tanıyın. Günlük giyinme zamanlarını (banyo, yüzme, uykudan sonra ve sabah kalkınca) bu beceriyi çalışması için değerlendirin.
YETİŞKİN SERVİS TABAĞINI TUTTUĞUNDA BESİNDEN TABAĞIMA ALABİLİYORUM.
Etkinlik Önerileri:
1. Plastik tabaklar ve büyük servis kaşığı kullanın.
2. İlk birkaç denemesinde çocuğun elini tutarak yönlendirin.
3. Dökülmeyi önlemek için servis tabağını çocuğun tabağına yaklaştırın.
4. Her denemesinde onu övün.
5. Servis tabağını çocuğun tabağının önünde tutun veya sağ elini kullanıyorsa sol tarafında solak ise sağ tarafında tutun.
6. Çocuğu, doğru miktarı alması için 1 kaşık, 2 kaşık vs. diyerek yönlendirin.
SÖZEL İPUÇLARI İLE TABAK, PEÇETE, ÇATAL, BIÇAKLARI DOĞRU YERLERE KOYARAK SOFRA KURABİLİYORUM.
Etkinlik Önerileri:
1. Çatal, bıçak ve kaşıkları çekmecede ayrı gözlere koyun. Bu çocuğun neyi alacağım ayırt etmesine yardım eder.
2. Çocukla beraber kaç kişilik sofra kuracağım sayın.
3. Çocuk tabaklara kolayca ulaşabilsin diye tabakları aşağı raflarda bulundurun veya bankonun üstüne koyun.
4. Başlangıçta birkaç kez sofrayı çocukla beraber kurun ve zamanla yardımlarınızı azaltın.
5. Yardımları için çocuğu övün. Aile bireylerine çocuğun sofra kurmaya nasıl yardım ettiğini
anlatın.
6. Çocuğa örnek olması için bir kişinin yemek servislerini koyun. Diğerlerini çocuk koysun.
7. Bir sanat etkinliği için mukavva veya büyük fon kartonu üzerine çocuğun bir masa düzeneğini çizmesine veya kesmesine ve yapıştırmasına yardım edin. Üzerini şeffaf yapışkan kâğıt ile kaplayın. Çocuğun sofra kurarken bu “düzeneği” örnek olarak kullanmasını sağlayın.
8. Onunla bir oyun oynayın. Sofrayı her kişiye ait yemek servislerinden bir tanesini (tabak, çatal, bardak v.s.) eksik koyarak kurun. Bırakın çocuk neyin eksik olduğunu bulsun ve yerine koysun. Başka bir sefer kaşıklar hariç her şeyi koyun ve çocuğun eksiği tamamlamasını sağlayın ve bu oyunu giderek kaşıklardan sonra çatalları y.s. koymayarak çeşitlendirin.
DİŞLERİMİ FIRÇALAYABİLİYORUM.
Etkinlik Önerileri:
1. Alışkanlık kazanması için, her gün aynı zamanda siz dişlerinizi fırçalarken çocuğunuzda dişlerini fırçalamasını sağlayın.
2. Çocuk diş fırçası kullanın. Fırçası yenileneceği zaman, dişlerini iyi fırçaladığı için onun ödül olarak markette kendi fırçasını seçmesine izin verin.
3. Çocuğu diş fırçalamaya heveslendirmek için bir çok çizgili, meyve tatlı veya hoşa gidecek farklı nitelikte diş macunları vardır.
ZAMANINDA TUVALETE GİDİP, SOYUNUP, ALTIMI SİLİP, SİFONU ÇEKİP, YARDIMSIZ TEKRAR GİYİNEBİLİYORUM.
Etkinlik Önerileri:
1. Çocuğa altını silmeyi ve sifonu çekmeyi gösterin. Çocuğu bunu tek başına yapması için destekleyin. Yavaş yavaş yardım ve yönergelerinizi azaltın ve çocuğun bunları kendi başına yapmasına izin verin.
2. Çocuğa büyüdüğünü söyleyin ve kendi başına altını silip, şifonu çektiği için övün.
3. Banyo duvarına çocuğa yapması gereken aşamaları hatırlatan resimler koyunuz. (altını silme, şifon çekme, ışık kapatma gibi)
SAÇLARIMI TARAYIP, FIRÇALAYABİLİYORUM.
Etkinlik Önerileri:
1. Siz saçınızı tarar ve fırçalarken çocuk sizi izlesin. Elini yönlendirerek ve sözel yardım sağlayarak aynada nasıl saçlarını taradığına baktırın.
2. Çocuğa kendi tarak ve fırçasını verin.
3. Güzel göründüğü için çocuğu övün.
4. Çocuk saçını taramadan önce karışmış saçlarını açmasına yardım edin.
5. Oyuncak tarakla bebeğinin saçlarını taratıp, etkinliği pekiştirin.
6. Eğer çocuk saçlarını güzel tararsa güzel bir toka veya saç bandı takmasına veya güzel kokulu saç kremi sürmesine, özel bir şapka giymesine izin verin.
GİYECEKLERİMİ ASKIYA ASABİLİYORUM.
Etkinlik Önerileri:
1. Elbiselerini asmayı, çocuğun günlük yaşamının bir parçası yapın.
2. Hatırlatmadan elbiselerini asınca çocuğu övün.
3. Dolap askısını çocuğun ulaşabileceği yüksekliğe ayarlayın.
4. Çocuğa elbiselerini asacağı ufak askılar verin. Elbiselerin askıda durmasını kolaylaştırmak için apoletli veya sünger kaplı askılar kullanın.
5. Çocuğa giyecekleri askılara nasıl asacağını gösterin ve gerektiği kadar sözel ve fiziksel yardım sağlayın.
MAHALLE İÇİNDE SÜREKLİ YETİŞKİN GÖZETİMİ OLMADAN DOLAŞABİLİYORUM.
Etkinlik Önerileri:
1. Çocuğu bir komşunun evine götürüp hangi sınırlar içinde bulunması gerektiğini anlatın.
2. Yan komşuya çocukla bir not gönderin. Eğer kırsal bir yerleşim yerinde yaşıyorsanız çocuğun arabanın yanında veya ahırda bulunan ebeveyne bir not götürmesini isteyin.
3. Belirlediğiniz süre içerisinde çocuğun arkadaşını ziyaret etmesine izin verin ancak çocuk nerede olacağını size haber vermek zorunla olduğunu bilmeli. Arkadaşının ailesine önceden telefon edip çocuğun oraya gideceğini haber verin, oraya varınca ve ayrılırken size telefon etmelerini isteyin.
4. Belirlediğiniz sınırlar içinde kaldığında, nereye gittiğini size söylediği için ve zamanında eve dönünce çocuğu övün ve ödüllendirin.
5. Dikkat: Bazı bölgelerde bu uygulama emniyetli değildir. Çocuğunuzu herhangi bir yere göndermeden önce mahallenizin güvenliğinden emin olun. Çocuğa can güvenliği hakkında bilgi verin. Örneğin, yabancılarla konuşulmayacağını, kimin güvenilir ve kimin güvenilmez olduğunu, bedeninin başkaları tarafından dokunulmaya uygun yerlerini, daima nerede olduğunu size bildirmesini, çevrede dolaşabileceği sınırları, v.s.
AYAKKABILARIMA BAĞCIK GEÇİREBİLİYORUM.
Etkinlik Önerileri:
1. Oyun zamanında, bağcıkları geçirmek için dört delikli, renkli bir bağcık tahtası kullanın. Ona nasıl bağcık geçirdiğinizi gösterirken sizi taklit etmesini isteyin. Çocuğun becerisi geliştikçe üzerinde daha fazla delik bulunan tahtaya geçin. Bütün denemeleri için onu övün.
2. Bir yetişkin ayakkabısında veya tahta eğitim ayakkabısında çalışın. Ondan sonra çocuğun kendi ayakkabılarına bağcık taktırın.
3. Bir siyah ve bir beyaz bağcığı birbirine bağlayın ve bunu büyük bir ayakkabıya geçirtin. Bu işlem çocuğun hangi tarafı bırakıp, çekeceğini anlamasına yardımcı olur. Eğer çocuğun yardıma ihtiyacı olursa renkleri ipucu olarak kullanın ve ona sözel yönergeler verin.
AYAKKABILARIMIN BAĞCIKLARINI FİYONK YAPABİLİYORUM.
Etkinlik Önerileri:
1. Kalın, renkli yün kullanın. Çocuk otururken dizinin üzerinde yünü sarın. Çocuğun bağcık bağlama hareketlerini çalışmasını sağlayın.
2. Ayakkabı bağlayışınızı yavaş hareketlerle çocuğa gösteriniz. Fiyongun birinci halkasını yapın ve diğerini kısmen düğümden geçirin. Çocuğa ilk halkayı baş ve işaret parmakları ile nasıl tutacağını ve çekeceğini gösterin, gerekirse tutmasına yardım edin. Diğer halkayı gevşek halkadan nasıl geçirip sıkıca çekeceğini gösterin. Bağcıkları çapraz geçirip sıkıca çekin ve çocuğun fiyongun her iki halkasını yapıp, birini üstten, diğerini alttan geçirmesini ve çekmesini sağlayın.
3. Çocuk bu etkinlikleri yaptığı için onu övün ve ödüllendirin. Ayrıca, sizin ve diğer aile bireylerinin ayakkabılarını bağlamasına izin vererek onu cesaretlendirin.
4. Yassı, kolay tutulabilen bağcıklar kullanın. (yuvarlak bağcıklar kaygan olup zor bağlanır)
5. Çocuğun aşağıdakileri taklit etmesini sağlayın: A- Bağcıkları çapraz geçirin. B- İlk düğümü atın. C- Bir bağla halka yapın ve bunu “ağaç” olarak adlandırın. D- Öteki bağı “tavşan” diye adlandırın ve bağı ilk halkanın etrafına sararken “tavşanın ağacın etrafında zıpladığını” söyleyin, e- İkinci halkayı yapın ve tavşanın kuyruğunun altından geçirin. Bu da tavşanın kulağıdır. F- Çocuğa ağacı ve tavşanın kulağını çekmesini söyleyiniz. Şimdi ayakkabılar bağlandı
(alıntı)
__________________
çocuklar donmamış beton gibidir, üzerine ne düşerse iz bırakır...
HAFTALIK EV İŞLERİNDEN BİRİNİ ÜSTLENİP İSTENİLDİĞİNDE YAPIYORUM.
Etkinlik Önerileri: 1. Çocuğun kolayca yapabileceği iş seçin.(Örneğin: süpürmek, toz almak, kitapları düzenlemek, oyun odasını toplamak)
2. O hafta hangi iki işi yapacağını çocuğa seçtirin.
3. Yükümlülüğünü yerine getirince çocuğu övün.
DURUMA VE HAVA ŞARTLARINA UYGUN GİYECEK SEÇEBİLİYORUM.
Etkinlik Önerileri:
1. Çocuğun günlük giysilerini seçmesine izin verin. İyi seçim yapınca onu övün.
2. Katalogların giysi bölümlerine veya resimli kitaplara bakarak bazı giyecekleri ne zaman, nerede giyebileceği hakkında konuşun. (paltolar, yağmurluklar, mayolar, elbiseler)
3. Kâğıt bebekler kullanın. Çocuğa özel bir gün anlatın ve çocuğun o güne uygun giysi seçmesini sağlayın.
4. Başlangıçta, çocuğa 2–3 giysi gösterip seçmesini isteyin. Beceri kazandıkça kendi başına seçim yaptırın. Eğer seçimi uygun değilse neden uygun olmadığını anlatın ve daha iyi bir seçim yapmasına yardımcı olun.
SÖZEL HATIRLATMA OLMADAN GEÇİTLERDE DURUP YOLUN HER İKİ YANINA BAKTIKTAN SONRA KARŞIYA GEÇİYORUM.
Etkinlik Önerileri:
1. Arkadaşının evine veya bakkala gitmeden önce karşıdan karşıya nasıl geçeceği konusunda çocuğu uyarın.
2. Karşıdan karşıya geçerken çocuğa her defasında neler yapması gerektiğini sorun.
3. Çocuk emniyetli ve doğru şekilde karşıdan karşıya geçtiğinde onu övün.
4. Çocukla beraber yürüyüp karşıdan karşıya nasıl geçileceğini gösterin. Davranışı sergilediğinde çocuktan yalnız gitmesini isteyin.
5. Karşıdan karşıya emniyetli şekilde nasıl geçileceğini rol yaparak veya bebek ve oyuncak arabalar kullanarak gösterin.
6. Doğru şekilde karşıdan karşıya geçince çocuğa yakasına takabileceği yıldız şeklinde bir çıkartma verin.
7. Dikkat: Bazı bölgelerde çocuğun kendi başına karşıdan karşıya geçmesine veya dükkâna gitmesine izin vermek emniyetli olmayabilir. Çocuğu yalnız göndermeden önce mahallenizi tanıyın ve onunla emniyet kurallarını tekrarlayın.
SOFRADA KENDİME YEMEK ALDIKTAN SONRA SERVİS TABAĞINI BAŞKASINA GEÇİREBİLİYORUM.
Etkinlik Önerileri:
1. Servis tabaklarının çok ağır veya sıcak olmamasına dikkat edin.
2. Çocuğun öğrenmesi için ona zaman tanıyın. Servis tabağını size geçirince ona teşekkür edin.
3. Çocuk bağımsız olarak etkinliği yapana kadar onun sizinle beraber tabağı tutmasına izin verin.
KENDİME SOĞUK SÜTLE MISIR GEVREĞİ HAZIRLAYABİLİYORUM.
Etkinlik Önerileri:
1. Mısır gevreğini ve kâseleri kolayca ulaşabileceği bir yere koyun. Sütü kolay boşaltılabilen bir kaba koyun.
2. Kırılmayan kâseler kullanın.
3. Kendi başına mısır gevreği hazırlayınca onu övün.
4. Çocuğa adım adım kendi mısır gevreğini nasıl hazırlayacağını anlatın. Beceri kazandıkça kendi başına hazırlamasına izin verin.
5. Kendi başına hazırlayınca ona özel ödül olarak mısır gevreğinin üzerine koyması için kuru üzüm veya muz veriniz.
GÜNLÜK İŞLERDEN BİRİNİ ÜSTLENEBİLİYORUM. (SOFRA KURMAK, ÇÖP DÖKMEK)
Etkinlik Önerileri:
1. Evde yapabileceği iki işten birini seçmesini sağlayın.
2. İşi yapmayı hatırladığı için çocuğu övün.
3. Hatırlaması için üzerinde çocuğun işi yaparken fotoğrafı olan bir şema asın. Her gün işi yapınca şemayı işaretlemesini sağlayın.
4. Çocuğa yapacağı işle ilgili yedi adet resim verin. (Örneğin, yedi çöp kutusu, yedi adet evcil hayvana ait mama kabı vs.) Her gün işi yapınca resimlerden bir tanesini buzdolabının kapağına veya kendi odasının kapısına yapıştırmasına izin verin.
DUŞ VEYA BANYO SUYUNUN SICAKLIĞINI KENDİM AYARLAYABİLİYORUM.
Etkinlik Önerileri:
1. Çocuğa lavabo musluğunu kullanarak suyun sıcaklığını ayarlamayı denetin. Çocuğa sıcak ve soğuk su muslukları açarak nasıl sıcaklığı ayarlayacağını gösterin. Başlangıçta sözel yönlendirme ile çocuğun bunu yapmasına izin verin, sonra kendi başına yaparken siz izleyin.
2. Çocuğun banyo suyunu ayarlamasına izin verin. Suyun ısısının sıcaklığını nasıl kontrol
edeceğini gösterin.
3. Siz banyo veya duş yapacağınız zaman çocuğun suyu ayarlamasına izin verin.
4. Çocuğu her zaman önce soğuk suyu açması için yönlendirin. Hatırlatıcı olarak soğuk su musluğuna kırmızı bir çıkartma veya bant yapıştırın.
KENDİME SANDVİÇ HAZIRLAYABİLİYORUM.
Etkinlik Önerileri:
1. Çocuğun ihtiyacı olacak olan şeyleri kolayca erişeceği yerlere koyun.
2. Çok keskin olmayan bir kahvaltı bıçağı kullanın.
3. Başlangıçta çocuk sizin yaptığınız aşamaları taklit etsin, sonra kendi sandviçini hazırlasın.
4. Çocuğun kurabiye kalıpları ile ekmek, peynir ve salam gibi malzemeleri kesip, üst üste koyup özel şekilli sandviçler hazırlamasına izin verin.
KENDİ BAŞIMA EVİN YAKININDAKİ OKUL, PARK VE DÜKKÂNA GİDEBİLİYORUM.
Etkinlik Önerileri:
1. Çocukla beraber gidilecek yere birkaç kez yürüyün ve yol boyunca belirgin yerleri ona
gösterip, karşıdan karşıya nasıl geçeceğini anlatın.
2. Nasıl gidileceğini bilmiyormuş gibi davranarak çocuğun sizi götürmesini sağlayın.
3. Çocuğun birkaç metre arkasından yürüyerek onun tek başına gidebileceğinden emin olun.
4. Onunla yarı yola kadar gidin. Kendi başına devam etmesini sağlayın.
5. Dikkat: Bazı mahalleler yeterince emniyetli olmadığı için bu iyi bir fikir değildir. Mahallenizi iyi tanıyın ve çocuğunuzla kendi güvenliği hakkında sık sık konuşun. Bunun güvenli bir etkinlik olduğuna karar verirseniz çocuğunuzu yalnız göndermek yerine arkadaşları ile beraber gitmesi için cesaretlendirin.
BIÇAKLA YUMUŞAK BESİNLERİ KESEBİLİYORUM. (SOSİS, MUZ, PİŞMİŞ PATATES)
Etkinlik Önerileri:
1. Çok keskin olmayan kahvaltı bıçağı kullanın.
2. Nasıl keseceğini çocuğa gösterin. Çocuğun elini keserken destekleyin. Beceri kazandıkça
yardımlarınızı azaltın.
3. Aile için yemek pişirirken çocuğun muz, sosis veya diğer besinleri dilimlemesine izin verin. Çocuğu övün.
4. Kum havuzu içinde ıslatılmış kum keserken çocuğu yönlendirin.
5. Oyun oynarken oyun hamurundan yassı kek hazırlayın. Lolipop sopası veya plastik bıçakla hamuru parçalara kesmesi için ona yardım edin. Yavaş yavaş yardımlarınızı azaltın.
UMUMİ YERLERDE DOĞRU TUVALETİ BULABİLİYORUM.
Etkinlik Önerileri:
1. Çocuğa kadın, bayan, erkek, bay kelimelerini görsel hafıza ile okumayı öğretin. Hangi
tuvaleti kullanacağını anlatın. Çocuğa “Bay” ve “Bayan” işaretlerini gösterin.
2. Başlangıçta çocukla beraber gidin. Doğru tuvaletin nerede olduğunu göstermesini isteyin. Doğru cevabı övün.
3. Yabancı bir yerde tuvalet bulmak için nasıl görevli aramasını gerektiğini çocuğa anlatın.
YARIM KİLOLUK KUTU SÜTÜN AMBALAJINI AÇABİLİYORUM.
Etkinlik Önerileri:
1. Evcilik veya komşuculuk oyunu oynayın. Boş bir süt kutusu kullanın. Kutuyu kapatın ve çocuktan açmasını isteyin. Bunu yapınca, açılmamış bir süt kutusu kullanın.
2. Yemeklerde, açılmamış süt kutularını bırakınız çocuk açarak uygulama yapsın. Başlangıçta siz kutunun biraz mı açın ve bırakın çocuk tamamlasın. Yardımlarınızı çocuk kutuyu kendi başına açana kadar yavaş yavaş azaltın.
3. Çocuğa “açık” kelimesini okumayı öğretin böylece hangi tarafı açacağını öğrensin.
BAŞLIĞIMIN BAĞLARINI BAĞLAYABİLİYORUM.
Etkinlik Önerileri:
1. Başlığın bağcıklarını bağlamayı giysi masaya yatırılmışken veya başkasının üstündeyken
çalışın. Sonra çocuk giysinin başlığını giyince ona bağlatın.
2. Gözleri kapalı iken herhangi bir bağcığı bağlama oyunu oynayın. Çocuğu bütün denemeleri için övün.
ARABADA KENDİ EMNİYET KEMERİMİ TAKIYORUM.
Etkinlik Önerileri:
1. Çocuğa arabada emniyet kemerini nasıl takacağını gösterin. Yaparken ona sözel yönergeler verin.
2. Çocuğun elini kemeri takma sırasında fiziksel yardımla yönlendirin. Yavaşça yardımı azaltın.
3. Çocuğun nasıl yapılacağını bildiği aşamaları onun yerine yapmayın. 0 yapana kadar bekleyip, arabayı sonra hareket ettirin.
ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ Dili yazılı ya da sözlü anlamak ve kullanabilmek için gerekli olan bilgi alma süreçlerinin birinde veya birkaçında ortaya çıkan ve dinleme, konuşma, okuma, yazma, heceleme, dikkat yoğunlaştırma ya da matematiksel işlemleri yapmada yetersizlik nedeniyle bireyin eğitim performansının ve sosyal uyumunun olumsuz yönde etkilenmesi durumudur.
Yaygın olarak kullanılan öğrenme güçlüğü tanımına göre: Öğrenme güçlüğü gösteren çocuklar dinleme, düşünme, konuşma, okuma, yazma yada matematik problemlerini çözme, anlama ya da yazılı ve sözlü dili kullanmadaki psikolojik süreçlerden birinde ya da bir kaçında yetersizliğin ortaya çıktığı çocuklardır.
Nedenler:
Özel eğitimin diğer bütün alanlarında olduğu gibi öğrenme güçlüğünün de nedenleri konusunda kesin veriler yoktur. Ancak bireyin öğrenmesini etkileyen bir takım etmenler belirlenmiştir. Bunlar: Beynin hatalı işleyişi, biyo-kimyasal bozukluklar, kalıtım ve çevresel etmenler( Duygusal bozukluk, motivasyon eksikliği, yetersiz öğretim etmenlerinden de söz edilebilir.).
Özellikleri:
Özgül öğrenme güçlüğü gösteren çocukların özellileri bakımından birbirinden çok farklıdır.Her öğrenme güçlüğü gösteren çocuğun kendine özgü davranış örüntüleri bulunmaktadır.Yaygın olarak sözü edilen bazı öğrenme güçlüğü gösteren çocuklarda algısal, algısal-devimsel ve eşgüdüm problemleri, dikkat bozuklukları ve aşırı hareketlilik ,düşünme ve bellek problemleri görülmektedir.Genel olarak sırlayacak olursak ;
Okuma becerisi: Dinlediği, okuduğu bir öyküyü anlatması istendiğinde öykünün başını sonunu karıştırır ,
Haftanın günlerini, ayları, mevsimleri doğru saysa bile aradan sorulduğunda (cumadan önce hangi gün gelir, marttan sonra hangi ay gelir, haftanın dördüncü günü hangisidir gibi) yanıtlamakta zorluk çeker ya da yanlış yanıtlar,
Sayı ve harfleri dizgilemekte güçlük çeker, (alfabenin harflerinin sırasını karıştırır; kendisinden sıra ile söylenmesi istenen sayıların yerlerini karıştırır–3865 dersiniz o size 8356 diyebilir),
Belirli bir sıra içinde yapılması gereken işlerin sırasını karıştırabilir
Okuma hız ve nitelik açısından yaşıtlarından geridir,
Harf-ses uyumu gelişmemiştir, bazı harflerin seslerini öğrenemez,
Harfin şekli ile sesini birleştiremez,
Kelimeleri hecelerken ya da harflerine ayırırken zorlanır,
Sınıf düzeyinde bir parçayı okuduğunda anlamakta zorlanır, başkasının okuduklarını daha iyi anlar.
Yazma Becerisi
Yaşıtlarına oranla el yazısı okunaksız ve çirkindir, sınıf düzeyine göre yazı yazması yavaştır,
Tahtadaki yazıyı defterine çekerken ya da öğretmenin okuduğunu defterine yazarken zorlanır,
Yazarken bazı harf ve sayıları, kelimeleri ters yazar, karıştırır (b-d, m-n, ı-i, 2-5, d-t, ğ-g, g-y ,ve-ev gibi) ,
Yazarken bazı harfleri, heceleri atlar ya da harf/hece ekler,
Sınıf düzeyine göre yazılı imla ve noktalama hataları yapar, küçük-büyük harf, noktalama,hece bölme hataları,,
Yazarken kelimeler arasında hiç boşluk bırakmaz ya da bir kelimeyi iki-üç parçaya bölerek yazar, kalem, yapa bilmektedir gibi.
Aritmetik Becerileri Aritmetikte zorlanır,
Dört işlemi yaparken yavaştır, parmak sayar, yanlış yapar,
Problemi çözüme götürecek işleme karar veremez,
Yaşına uygun seviyedeki matematik problemlerini yaparken otomatik olarak tepki vermekte zorlanır,
Sayı kavramını anlamakta güçlük çeker (beş mi bir mi büyüktür, düşünmeden karar vermekte zorlanır),
Bazı aritmetik sembollerini öğrenmekte zorlanır, karıştırır, Çalışma Alışkanlığı Ev ödevlerini almaz, eksik alır,
Ev ödevlerini yaparken yavaş ve verimsizdir,
Ders çalışırken sık sık ara verir, çabuk sıkılır, ders çalışmayı sevmez,
Ödevlerini yaparken birilerinin yardımına ihtiyaç duyar, kendi başına çalışma alışkanlığı gelişmemiştir,
Öğrenme stratejileri eksiktir, öğrenmeyi düşündükleri şeyleri nasıl kontrol edeceklerini ve yönlendireceklerini (organize edeceklerini), nasıl daha fazla bilgi elde edeceklerini ve öğrendiklerini nasıl hatırlayacaklarını bilemezler, çalışmak için yardım edecek birini beklerler.
Organize Olma Becerileri Odası, çantası, eşyaları ve giysileri dağınıktır,
Defter ve kitaplarını kötü kullanır ve yırtar,
Yazarken sayfayı düzenli kullanamaz, gereksiz satır atlar, boşluk bırakır, sayfanın belirli bir kısmını kullanmaz,
Defter, kalem gibi çeşitli araçlarını kaybeder,
Zamanını ayarlamakta güçlük çeker, bir işi yaparken, ne kadar zamana ihtiyacı olduğunu ya da ne kadar zaman harcadığını tahmin edemez,
Yaptığı işi zamanında bitirmekte güçlük çeker,
Üzerine aldığı görevleri düzenlemekte zorluk çeker, nereden ve nasıl başlayacağını
Oryantasyon (Yönelim) Becerileri Sağ-sol karıştırır,
Yönünü bulmakta zorlanır, doğu-batı,kuzey-güney kavramlarını karıştırır,
İşaret sözcüklerini (burada, şurada, orada gibi) karıştırır,
Alt-üst, ön-arka kavramlarını karıştırır,
Zamana ilişkin kavramları (dün-bugün, önce-sonra gibi) karıştırır,
Gün, ay, yıl, mevsim kavramlarını karıştırır (Hangi aydayız denilince salı, hangi mevsimdeyiz denilince şubat diyebilir),
Saati öğrenmekte zorlanır.
Sözel İfade Becerisi Duygu ve düşüncelerini sözel olarak ifade etmekte zorlanır,
Serbest konuşurken düzgün cümleler kuramaz, heyecanlanır, takılır, şaşırır,
Sınıfta sözel katılımı azdır,
Bazı harflerin seslerini doğru olarak telaffuz edemez (r, ş, j gibi harfleri söyleyemez ya da yanlış söyler),
Soyut kavramları anlamakta güçlük çeker (Esprileri anlamakta zorluk çekebilirler).
Motor Beceriler İp atlama, ttp yakalama gibi hareket ve oyunlarda yaşıtlarına oranla başarısızdır (Kaba motor beceriksizlik),
Sakardır, düşer, yaralanır, istemeden bir şeyler kırar,
Çatal-kaşık kullanmakta, ayakkabı-kravat bağlamakta zorlanır ya da bu becerileri öğrenmekte zorlanmıştır,
İnce motor becerilere dayalı işlerde (düğme ilikleme, makas kullanma, boncuk dizme gibi) zorluk çeker,
Kalemi uygun biçimde kavramakta güçlük çeker,
Yaşıtlarına oranla çizgileri ve çizimleri kötü ve dalgalıdır ,
Yazısı genellikle okunaksızdır,
Harflere şeklini vermekte, harfi kapatmakta güçlük çeker.
Öğretmenlere / Anne-Babalara Öneriler : 1-Çocuğa bir şeyin anlatılmasından çok yapılarak görülmesi halinde daha başarılı olurlar. Teorik anlatımlar yerine yaparak öğrenmeyi sağlayan pratik çalışmalar daha yararlı olabilir.
2- Çocuğun öğrenmesini kolaylaştıracak olan davranışların basitten karmaşığa doğru sıralayarak, aşamalı olarak öğrettiğiniz taktirde çocuğunuzun öğrenmesi daha kolay olacaktır. Yaptırdığınız egzersizlerde yardımlarınızı çocuğun başarısı arttığı ölçüde azaltmanız, onun cesaretlenmesine yardımcı olacaktır.
3- Çocuğa yeni beceriler kazandırırken ya da çocuk çalıştığında, öğrendiğinde onu sevindirmeyi ve ödüllendirmeyi unutmayınız. Ödül, bir çocuğa davranışın arkasından hemen verilen, onun çok hoşuna giden herhangi bir şey olabilir. Ödül verildiği taktirde, çocuğu ödüllendiren davranışlarda artış görülecektir.
Ödül olabilecek beğeni sözleri, oyun veya sosyal nitelikteki ödülleri iyi seçmelisiniz.
Ödülde en önemli kural ise; ödülü istediğiniz davranışın hemen arkasından hemen verip geciktirmemek çocuğa ödülü başarılı davranışından dolayı verdiğinizi hissettirmektir.
4- Çocukla göz teması çok önemlidir. Öncelikle onunla karşılıklı oturup size bakmasını isteyebilirsiniz. “ Umut Emre bana bak” eğer bakmıyorsa çocuğun çenesinden yavaşça tutup, hafifçe başını kendinize doğru çeviriniz. Göz kontağı kurabiliyorsanız “Aferin” ya da “Bana ne güzel baktın” gibi bir ödülle, çocukla iletişim kurmanın en önemli ve en güzel adımını atmış olacaksınız.
5- Öğrenme sırasında çocuğun hareketli olmasından ziyade, bir yerde oturarak öğrenme faaliyetinde bulunması ve çevredeki dikkat dağıtıcı unsurların ortadan kaldırılması çocuğun başarısını artırır, bu ortamı sağlamaya çalışın.
6- Çocuğun basit emirlerle yapacağı işlere uymasını sağlayın ki sizinle işbirliği yapması koya olsun. Ev ortamında yapmayacakları, üslenmeyecekleri faaliyetleri çocuğa ille de yapacaksınız diye zorlamayın. Çocuk zora geldiğinde ortamdan ve sizden kaçacaktır.
7- Korku ile öğrenme bir arada olmaz. Baskı ve dayak ortamında öğretilmeye çalışılan faaliyetler sadece korku ortamında gösterilip diğer ortamlarda gösterilmeyen ve kalıcı olmayan faaliyetlerdir.
8- Çocukları akranları ve kardeşleriyle kıyaslamak, çocukların çalışma hevesini artırmak yerine, tam tersine kırar.
9- Çekingenliğini önlemek için onun cesaretini ve kendine güvenini artırıcı bir tutum izlenmelidir. Kendine güvenen çocuk her zaman daha başarılı olur. Annesine ve Babasına güvenen çocuk ise silik bir kişilik oluşturan bir birey olacaktır.
10- Çocuğun başarılı durumlarını fark edip göz önüne getirdiğinizde yaptığı faaliyetlerde daha hevesli, daha dikkatli, başarmak için daha büyük bir çaba içinde olduğunu görülecektir
11- Bu çocukların bulundukları ortamda kendilerini farklı hissedecekleri unsurları ortadan kaldırılması veya kabullenmelerinin sağlanması onların daha rahat olmasını sağlar. Örneğin sınıf ortamında diğer çocukların bu gibi çocukları dışlamaları, dalga geçmeleri, kurdukları ilişkilerde farklı tutumlar göstermeleri bu çocukları çok rahatsız eder. Çocuklara olumsuz yaklaşımların ortadan kaldırılmasına çaba harcanmalıdır.
12- Bu çocukların kendilerini işe yaramaz hissetmelerini önlemek için; onlara başarabilecekleri basit sorumluluklar verilmelidir ve desteklenmelidirler.
13- Sınıf ortamında bu çocukların dikkat ve ayırt etme becerileri düşük olduğundun düzeni ve iyi organize edilmiş bir çalışma ortamı başarılarını etkileyecektir. Bu çocukların sınıf ortamında diğer çocuklar kadar başarılı olabileceklerine inanmaları davranışlarınızla gerçekleşecektir.
14- Herhangi bir faaliyette çocukların dikkatlerini sağladıktan sonra yavaş, açık ve basit cümlelerle o faaliyeti anlatırken mümkün olduğu kadar hareket göstermelisiniz. İşi öğrenirken çocuğun, fiziki olarak ta faaliyete katılması yapabileceğini hissetmesini sağlayacaktır. Bu da başarı düzeyini artıracaktır.
15-Bu çocuklara bir iş üzerinde çok egzersiz yaptırmanız önceden yaptıklarını hatırlamaya yardım edecektir. Kısa adımlarla, programda fazla hızlı ilerlemeden her gün çocuktan daha fazlasını beklemeniz ve başarılarının devam edeceği inancında olduğunuzu hissettirmeniz onlarda her zaman en iyisini yapma isteğinin oluşmasına yardımcı olacaktır.
16.Gelişimleri sürekli takip edilmelidir.
DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU Çocukta 7 yaşından önce başlayan, en az iki ortamda (ev, okul) 6 ay süreyle yaşına ve gelişim seviyesine uygun olmayan dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik, hiperaktivite ve dürtüsellik belirtileriyle görülen bozukluğa denir.
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu gösteren bireylerde öğrenme, davranış vb. problemler görülebilmektedir.
DSM IV Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite/ Aşırı Hareketlilik Bozukluğunun Tanı Ölçütleri:
a) Dikkatsizlik 1. Çoğu zaman dikkatini ayrıntılara veremez ya da okul ödevlerinde, işlerinde ya da diğer etkinliklerinde dikkatsizce hatalar yapar,
2. Çoğu zaman üzerine aldığı görevlerde ya da oynadığı etkinliklerde dikkati dağılır,
3. Doğrudan kendisine konuşulduğunda çoğu zaman dinlemiyormuş gibi görünür,
4. Çoğu zaman yönergeleri izlemez ve okul ödevlerini, ufak tefek işleri ya da iş yerindeki görevlerini tamamlayamaz (karşıt olma bozukluğuna ya da yönergeleri anlayamamaya bağlı değildir),
5. Çoğu zaman üzerine aldığı görevleri ve etkinlikleri düzenlemekte zorluk çeker,
6. Çoğu zaman sürekli zihinsel çabayı gerektiren görevlerden kaçınır, bunları sevmez ya da bunlarda yer almaya karşı isteksizdir,
7. Çoğu zaman üzerine aldığı görevler ya da etkinlikler için gerekli olan şeyleri kaybeder (örn. Oyuncaklar, okul ödevleri, kalemler, kitaplar ya da araç-gereçler),
8. Çoğu zaman dikkati dış uyaranlara kolaylıkla dağılır,
9. Günlük etkinliklerinde çoğu zaman unutkandır.
b) Hiperaktivite/ Aşırı hareketlilik 1. Çoğu zaman elleri, ayakları kıpır kıpırdır ya da oturduğu yerde kıpırdanıp durur,
2. Çoğu zaman sınıfta ya da oturması beklenen diğer durumlarda oturduğu yerden kalkar,
3. Çoğu zaman uygunsuz olan durumlarda koşuşturup durur ya da tırmanır (ergenlerde ya da erişkinlerde öznel huzursuzluk duyguları ile sınırlı olabilir),
4. Çoğu zaman, sakin bir biçimde, boş zamanları geçirme etkinliklerine katılma ya da oyun oynama zorluğu vardır,
5. Çoğu zaman hareket halindedir ya da bir motor tarafından sürülüyormuş gibi davranır,
c) Dürtüsellik/ Ataklık 1. Çoğu zaman sorulan sorunun tamamlanmasını beklemeden cevabını verir,
2. Çoğu zaman sırasını bekleme güçlüğü vardır,
3. Çoğu zaman başkalarının sözünü keser ya da yaptıklarının arasına girer.
(hiperaktivite-ataklık belirtilerinden altısı ya da daha fazlasını, en az altı aydır uyumsuzluk yaratacak ve gelişim düzeyine uygun olmayan şekilde göstermesi gerekir)
Çocukta yukarıda yer alan tanı ölçütlerinin yanı sıra; temel belirtilerin 7 yaşından önce başlaması, en az iki ortamda görülmesi, (okul ve evde) ve 6 ay boyunca da devam ediyor olması Yaygın gelişimsel bozukluk, zihinsel ve gelişimsel yetersizlik ve diğer psikolojik bozuklukların ve işitme ve görme yetersizliklerin olmaması gerekmektedir.
Bireylerde okul öncesi dönemden itibaren görülmeye başlayan DEHB’nin, tanısını kesinleştirecek bir test bulunmamaktadır. Bu nedenle DEHB’nin tanısının konulması çok yönlü değerlendirmeyi ve farklı bilgi kaynaklarının iş birliğini gerekmektedir. Klinisyenin tanı araçları, ana baba çocuk görüşmesi, ana baba çocuk gözlemi, ebeveyn ve öğretmen davranış dereceleme ölçekleri, fiziksel ve nörolojik muayene, bilişsel testler, işitme ve görme testi gibi yaklaşımlardır. Çocuk-ergen ruh sağlığı ve hastalıkları kliniklerinde DEHB tanısı, mevcut belirtilerin yaş ve zihinsel düzeye göre değerlendirilip çocuk psikiyatristleri ve klinik psikologlar tarafından DSM-IV tanı ölçütlerine göre konulmaktadır.
Özellikleri:
Bilişsel Gelişim Özellikleri: Zekaları normal ya da normalin üstünde olmasına rağmen dikkatleri çok kısa süreli ve çabuk dağıldıkları için genellikle öğrenme problemleri yaşamaktadırlar.
Genellikle başladıkları işi sonlandırmada güçlük çekerler. Devamlı dikkat ve emek isteyen işlerde çalışmak istemezler.
Dikkatlerini uygun olarak ortama yönlendirmede zorluk yaşamaktadırlar.
Çalışmalarını plansız, düzensiz ve karmakarışık bir biçimde sürdürürler.
Günlük işlerinde genellikle unutkandırlar. Randevularını, beslenme saatini, eşyalarını, öğretmenin aileye gönderdiği mesajları vb. sıklıkla unutabilmektedirler.
Okuma ve yazma becerilerinde sıkıntılar yaşayabilmektedirler.
Bu çocukların bellek işleyişinde güçlükleri vardır. Belleğe ilişkin asıl sorun, söylenen sözün çocuğun dikkat alanına girmemesi nedeniyle öğrenmede yetersizlik yaşanmasıdır. Aileler ve öğretmenler sıklıkla bu çocukların unutkanlıklarından yakınmaktadırlar. Bellek sorunları özellikle çocuklardan bir şey yapmaları istendiğinde ya da birkaç yönerge aynı anda verildiğinde yaşanır.
Motor Gelişim Özellikleri: Bazı DEHB çocuklarda gelişimsel gerilik görülebilmektedir. Motor koordinasyonu zayıf olabilmektedir. DEHB olan çocukların çoğu ince motor becerisi gerektiren işlerde özellikle yazı yazmada zorluk yaşarlar.
Sosyal ve Duygusal Gelişim Özellikleri: Dikkat sürelerinin kısa ve atak olmaları çocukların sosyal kuralları öğrenmelerini güçleştirmektedir. Bu nedenle arkadaş bulmakta ve kurallarına göre oyun oynamakta güçlük çekebilmektedirler.
Grup içinde oynarken ya da çalışırken sırasını beklemekte zorlanmaktadırlar ve yönergelere ve kurallara uymada zorluk yaşadıkları için sosyal olarak uyumsuzluk göstermektedirler.
Aşırı hareketlidirler.
Eşyalarını, kitaplarını, kalemlerini ve oyuncaklarını sık sık kaybetmektedirler.
Ödevlerin ve etkinliklerin düzenlenmesinde sıklıkla zorluk çekmektedirler. Çoğu kez olası sonuçları düşünmeden kendini fiziksel olarak tehlikeye atabilirler (sağına soluna bakmadan caddeye fırlamak gibi),
İsteklerini ertelemekte ve dürtülerini kontrol etmekte zorluk çekebilmektedirler.
Dil ve Konuşma Özellikleri: Konuşurken ses ve sözcük atlamaları görülebilir.
Nedenleri:
DEHB'nin sıklığı DSM IV (Köroğlu, 1994)'ün verilerine göre toplumda %3-5 arasında, erkek çocuklarda kızlara oranla 3 kat daha fazla olduğu tespit edilmiştir. DEHB'nin nedenleri tam olarak bilinmese de psiko-sosyal ve biyolojik faktörlerin etkili olduğu belirlenmiştir.
Psiko-sosyal Etmenler: İlk çocukluk dönemindeki eğitim hataları, aşırı beklenti (çocuktan yapabileceğinden fazlasını bekleme) ,korkulu olma, az ya da yanlış motivasyon, gelişim krizleri, olumsuz yaşam şartları,
Biyolojik ve Genetik Etmenler: Beyin zedelenmesi, genetik etkenler, beyindeki yapısal ve işlevsel anormallikler, biyokimyasal değişimler, merkezi sinir sistemindeki yapısal ve işlevsel bozukluklar
Öğretmenlere/ Anne-babalara Öneriler: 1. Size yardımcı olabilecek kaynakları harekete geçirin. okulun ve anne babanın desteğini isteyin.bir sorun ortaya çıktığında danışabileceğiniz bu konuda bilgili bir profesyonelle(psikolog,danışman v.b) iş birliği yapmalısınız.
2. Öğrencinizi size en yakın noktaya oturtun ve sürekli göz göze gelerek dikkati dağılan öğrencinizin dikkatini her an üzerinizde tutabilirsiniz
3. Öğrenmenizi duygusal yönünü göz ardı etmeyin. Bu çocuklar sınıftaki faaliyetlerin eğlendirici yönünü bulmak, başarısızlık ya da becerisizlik yerine başarılı olmanın tadına varmak, korku yada sıkıntı yerine heyecan yaşamak ihtiyacındadırlar.
4. Dikkat eksikliği olan öğrenciler düzenli ortamlara ihtiyaç duyarlar. Kendi başlarına iç dünyalarını düzenleyemedikleri için dış dünyalarının başkaları tarafından düzenlenmesini isterler. Ne yapacaklarını bilmeyen ya da unutan çocuklar önceden hazırlanmış listelerden faydalanabilirler. Onların hatırlatılmaya, prova yapmaya, tekrar yapmaya, yönlendirilmeye, sınırlar konulmasına ve düzene ihtiyaçları vardır.
5. Kuralları yazın ve her dakika göz önünde olacağı bir yere asın.Çocuklar kendilerinden ne beklendiğinden emin olduklarında, çevrelerindeki kişilere daha fazla güven duyacaklardır.
6. İşlerin nasıl yapılması gerektiğini tekrarlayın, yazın, söyleyin.
7. Sınırlar koymaktan çekinmeyin. Sınırlar çocuklara ceza vermek için değil, onları rahatlattığı ve çevrelerine güven duymalarını sağladığı için konur.
8. Önceden belirlenmiş bir programa dakik bir biçimde sadık kalmasını sağlayın. Bu programı tahtaya yada öğrencinin sırasına yapıştırabilir ve sık sık bakması için uyarabilirsiniz.
9. Okul sonrasında yapması gerekenleri yazması için yardımcı olun.
10. Ödevleri kontrol ederken, miktardan çok ödevin kalitesine bakın.
11. Çocuğun neler öğrendiğini sık sık kontrol edin..
12. Büyük projeleri, küçük ve bitirilmesi kolay parçalara bölün. Büyük projeler dikkat eksikliği olan öğrencileri hemen yıldırır ve ‘ben bunu bilmiyorum, bitirmeyi asla başaramam’ demelerine neden olur. Oysa büyük bir işi kolayca başarılabilir küçük parçalara bölmek, onları ürkütmeyecektir.
13. Sınıfta şakacı, alışılmışın dışında, neşeli biri olmaya çalışmalısınız. Bu çocuklar eğlenceye bayılırlar ve hemen katılırlar. Bu da dikkatlerini toplamalarına neden olur.Bu arada çocukları fazla heyecanlandırmaktan da kaçınmalısınız
14. Çocuğun başarılarını yakalamak ve övmek için hep tetikte olun. Dikkat eksikliği olan çocuklar, o kadar fazla başarısızlık yaşarlar ki, verebileceğiniz her türlü olumlu tepkiye ihtiyaçları vardır. Övgüye çok olumlu tepki verirler; övgü almadıkları durumda siner ve içine kapanırlar, güvenlerini kaybederler.
15. Öğretirken konu başlıklarını kullanın, ana fikri çıkarmayı öğretin.
16. Neler söyleyeceğinizi söylemeden önce anons edin, sonra söylemek istediğinizi söyleyin.
17. Yönergelerinizi basitleştirin. Seçilecek şıkları basitleştirin.Basit cümleleri kavratmak daha kolaydır.Ama renkli cümleler kullanın,renkli bir dil dikkat toplamaya yardımcı olur.
18. Kendilerini değerlendirebilmeleri için onlara yardımcı olun.Çoğu zaman nasıl davrandıklarının ya da bulundukları noktaya nasıl geldiklerinin farkında değildirler.Kendi kendisini tanımasına yardımcı olacak sorular sormalısınız.
19. Davranışların yönlendirilmesini sağlamak için daha büyük çocuklarda puanlama sistemi ve daha büyük çocuklarda ödüllendirme sistemi geliştirin.
20. Eğer çocuk sosyal işaretlerden –vücut dili, ses tonu, zamanlama vb.- anlamıyorsa, o zaman tedbirli bir şekilde bunları anlamayı ona öğretmelisiniz.
21. Sınav tamamlamayı öğretin.
22. Çocukları çifter ya da üçer gruplar halinde ayırın.Birlikte çalışabilecek grup şeklini bulana kadar denemekten vazgeçmeyin.
23. Grubuna bağlı kalmasına dikkat edin.Bu çocuklar bir gruba ait olmak ve işlev sahibi olmak ihtiyacı duyarlar.
24. Olanak buldukça çocuğa sorumluluğunu verin.
25. Evden –okula-eve bir ödev defteri tutturun Bu yöntem ev ile okul arasında sürekli bir iletişim sağlar.
26. Günlük karne sistemi geliştirin. Çocuk küçükse karne eve, daha büyükse direkt olarak çocuğa okunmalıdır. Günlük karne disiplin amaçlı değil, cesaret verici olmalıdır.
27. Övün, sırt sıvazlayın, onaylayın, cesaret verin, umutlandırın.
28. Daha büyük çocuklara, öğrendiklerini daha sonra hatırlayabilmek için küçük notlar yazmalarını önerin.
29. Bir senfoniyi yöneten bir orkestra şefi gibi davranın. Orkestranın senfoni başlamadan önce dikkatini toplamasını sağlayın.
30. Olanak buldukça, birlikte çalışabilmeleri için onları her ders için bir çalışma arkadaşı seçmeye ve telefon numarasını yazmaya teşvik edin.
31. Çocuğun arkadaşları tarafından damgalanmasını önlemek için, sınıf arkadaşlarına durumu açıklayın ve normal davranmalarını sağlayın.
32. Anne ve babayla sık sık görüşün. Onlarla yalnızca sorun ortaya çıktığında görüşmekten kaçının.
33. Evde yüksek sele kitap okumasını önerin. Sınıfta olanak buldukça yüksek sesle okuyun. Çocuğun tek bir konu üzerinde odaklanmasını sağlayın.
34. Sık sık tekrar yapın.
OKULUMUZDA REHBERLİK HİZMETLERİNDE YAPTIKLARIMIZ:
2011-2012 eğitim yılının ilk döneminde Rehberlik Panosunda “ Okula Uyum , Çocuğa Sınır Koymak, Özgüven, 5 Sevgi Dili, 4-5-6 Yaş Özbakım Becerileri, Televizyonun Çocuklara Etkisi” konulu yazılar velilerimizin okuması için sergilenmiştir.Bu bilgiler yazının devamında eklenmiştir. Velilere Kitap Önerilerinde Çocuğu Tanımak ve Anlamak, Resimleriyle Çocuk (Haluk Yavuzer); Çocuk ve Spor (Dr. Eric Small) isimli kitaplar velilerin incelemesi, okuması için panoda bir süre sergilenmiştir. Panoyu takip eden velilerimize ilgilerinden dolayı teşekkür ederiz.
Velilerimize seminerler düzenledik. Rehber öğretmenimiz tarafından 4-5-6 Yaş Gelişim Özellikleri ve Okula Uyum,
.
Aile Tutumları konulu seminerlerler Verildi;
Seminerlerimizden birinin konusu da “ Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu-Özel Öğrenme Güçlüğü” idi. Bunun için okulumuza DEHB ve Özel Öğrenme Güçlüğü Derneği başkanı olan Haluk Nezih Çingir’i davet ettik.
Haluk Nezih Çingir ikinci dönem de çocuklarda zekâ geliştirmeye ve dikkat yoğunlaştırmaya yardımcı oyuncaklar hakkında bilgi vermek ve bu oyuncakları siz velilerimize tanıtmak üzere davetimizi beklemektedir.
Velilerimiz, Disleksi problemi yaşayan Pakistanlı bir çocuğun yaşamını anlatan filmi patlamış mısır ve çay eşliğinde sinema tadında, biraz da gözyaşları içinde izlediler.
Seminerlere katılan tüm velilerimize teşekkür eder, ikinci dönemde katılımların daha fazla olmasını dileriz.
Rehber öğretmenimiz tarafından okulumuz öğrencilerine “Vücudumuz Bize Ait Onu Koruyalım-İyi Dokunuş ve Kötü Dokunuş” konusunda anlatım yapmıştır.
Rehber öğretmenimiz altı yaş grubu öğrencilerine “Snellen Göz Kusurları Tarama Testi” uygulayarak göz bozukluğu olabilecek öğrencileri belirlemiş, doktora gitmesi gereken öğrenciler velilere bildirilmiştir.
Problem durumlarda öğrencilerle ve velilerle görüşmeler yapılmış, yapılmaya da devam edilecektir.